8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2025 113. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2025 10:37
Georgi Gospodinov’un Bahçıvan ve Ölüm’ünü okurken kendimi bir hatıradan diğerine savrulan bir zihinle değil, sanki bir fotoğraf albümünü kurcalayan biri gibi hissettim. Albümün sayfaları kronolojik değil; bazıları solmuş, bazıları taze. Fakat her sayfa, babayla kurulan ilişkinin görünmeyen bir yerinden tutup çekiyor insanı. Yazarın anlattığı baba, yalnızca kendi babası değil; bizlerin hayatında bir şekilde eksilmiş ya da gölgede kalmış tüm baba figürlerinin ortak sureti gibi. Bu kitap benim için bir “baba hikâyesi”nden çok, insanın hatırlama biçimleri üzerine bir metin oldu. Gospodinov’un parçalı yapısı da bunu destekliyor. Ölümün kendisi lineer değil ki anlatı olsun… Bazen bir koku, bazen bir kelime bizi yıllar önceki bir ana götürür. Kitap da tam olarak bu zihinsel sıçramaların ritmiyle ilerliyor. Bu yüzden okurken hikâyeyi takip etmekten çok, anıları koklayarak ilerliyormuşum gibi hissettim. Kitaptaki bahçıvan metaforunu herkes farklı bir yerinden okumaya müsait ama benim zihnimde babayı değil, yazarın kendi yasını işleyiş biçimini temsil etti. Bir bahçıvan nasıl toprağın altında olup bitene sabırla kulak veriyorsa Gospodinov da kendi içindeki sessiz çöküşleri aynı sabırla kazıyor. Bazen acıyı yetiştiriyor, bazen bir anıyı buduyor, bazen de hiçbir şey yapmadan bekliyor. Bu yasın bakımı gibi bir şey: Her gün kontrol edilen sulanan kimi zaman kuruyan, kimi zaman yeniden filizlenen bir bahçe ve en çok şuna takıldım kitap ölümden söz ederken bile dramatik olmaya çalışmıyor. Aksine hayatın en büyük yıkımlarından biri hakkında olabildiğince sade konuşuyor. Bu sadelik bana göre kitabın gücünü artırıyor. Çünkü bazı acılar bağırarak değil, fısıldayarak anlatıldığında daha çok vuruyor insanı. Kendi okuma deneyimime gelirsem, kitap boyunca sık sık şu hisle karşılaştım: “Babanız yaşıyorsa bile bu metin sizi bir anlığına yetim bırakıyor.” Baba çocuk ilişkisinin eksik yanlış yarım kırık taraflarını düşündürüyor. Bizim için sıradan olan pek çok küçük davranışın aslında hafızanın diplerine nasıl işlediğini fark ettiriyor. Gospodinov un dili hem kültürel açıdan yakın hem de tuhaf bir şekilde yabancı hissettirdi bana. Belki de bunun sebebi şu: Bizde genelde baba figürü ya sert ya da sessizdir. Bu kitap ise sessizliğin içindeki duyguyu kazıyor. Babayı idealize etmek yerine, onu bir insan olarak anlama çabası üzerine kurulu bir bakış var. Bu da Türk edebiyatında alışık olduğumuz baba anlatılarından farklı bir tat yaratıyor. Son olarak şunu söyleyebilirim. Bu kitabı okurken hikâyeden çok kendi anılarınızı okursunuz. Çünkü metin sizi sürekli bir yerlere çağırıyor bazen çocukluğunuza bazen ölüm korkunuza bazen de söyleyemediğiniz cümlelere… Benim için Bahçıvan ve Ölüm popüler olduğu için değil insana temas eden, insanı biraz susturan bir kitap olduğu için değerli. Sayfa sayısı az olsa da etkisi uzun sürüyor kapanınca da kapanmayan türden..
Alıntı
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,4bin okunma
·
881 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ellerınıze saglık kitabı okuyalı bır ay oldu ama bazı kelimeler aklımda