Merhaba arkadaşlar. Türk’ün Türk’ten başka tek dostu dediğimiz Loti’yi neden böyle andığımızı belgeleyen kitaplardan birisi de günlük şeklinde yazdığı ve oğlunun da desteğiyle tamamlanan bu eserdir. Neden? Bu kitapta özellikle Balkan Savaşı sonrası terk edilen Türklerin neler yaşadığı öyle bir anlatılır ki Bulgar zulmünü net olarak görmediğini düşünen varsa onun bile düşüncesi değişecektir. Caminin minaresine pislemeler, ölüleri mezardan çıkararak kemiklerinin üzerine pislemeler, köylerin su kuyularına atılan çocuk cesetleri ve tecavüz edilen kadınlarımızın cesetleri burada apaçık anlatılır. Üstüne cesetleri bile kalmasın batsın diyerek mezardan söktükleri taşları atmışlar. Yani diriyi geçtim ölülerimize bile yaptıkları kan donduracak cinsten. Ve bunu tek bir yerde yapmamışlar. İşte bizim Atalarımıza yaptıkları ve reva gördükleri budur. Ve bugün Türk çocuğu ne yazık ki Bulgar ve Yunan güzellemeleri yaparken aynı zamanda yüzyıllar öncesinden burayı kendilerinin görenler bugün devlet başkanlarınca karşılanarak yüzyıllardır giremedikleri ülkemize girip ayinler yapmaktadır. Yaptıkları ve yapacaklarının karşılığı olarak asla yapmayacakları bir hoşgörü ve anlayışla ne yazık ki karşılanmaktadırlar. Ancak bilinsin ki gerçek Türk yurdunun sahibi Türk çocukları geçmişini unutmamış, atalarına yapılanı asla affetmemiş ve affetmeyecektir!
İstanbul’un sevgilisi olan bu değerli -ve nadir- Fransızlardan Pierre Loti ile 6 kitaplık çok hoş bir yolculuğun üçüncü durağındaydık. Hep birlikte Türkiye ve Türkler hakkında dar bir pencereden bakmak yerine objektif bakmaya çalışan, bu sebeple bizlerin sıcak kanlı olduğunu öğrenen, öğrendikten sonra buradan kopamayan bu değerli insanın (kimilerine göre yalnızca bir subay) bu kitabında neleri kaleme aldığını hep beraber inceleyelim.
Pierre Loti’nin her zaman Türk dostu olduğunu yinelemesi yalnızca lafta da değildir. Bunu 6 incelemenin de başına tutturacağım. O hem Balkan Savaşları hem 1. Dünya Savaşı hem de İstiklal Savaşımızı yapacağımız Anadolu işgalinde kolay olan güçlü tarafı savunmak yerine her daim sıcak karşılandığı ve kimseye zararı olmayan aziz Türk milletini savundu. Milli mücadele dönemlerimizde kendi devleti de dahil işgalci olan ve hata yapan Fransa’ya karşı çıkarak bizimle aynı safta yaşadı. Bu ise ona yaşadığı Eyüpsultan’daki Pierre Loti Kahvesinin bulunduğu tepenin hatırına Pierre Loti Tepesini kazandırdı. Ayrıca bir de Nazım Hikmet’in ona sataştığı bir bölüm var ki, Nazım Hikmet şiirleriyle gönüllerde taht kurmuş bir insan olsa da benim için en değerli şahıslardan birine ‘Burjuva Kemal’ ve ‘Köpek’ dediği için gözümde zerre değeri olmayan biridir. Pierre Loti’nin yanından geçemez. Şiir yazan çok insan var. Ancak bunların neye ve kime hizmet ettiğini iyi bilmek lazım. Her ekrana çıkıp dostluk & kardeşlik türküsü söyleyenlerin aslında ne istediklerini de iyi bilmek gerek. Sanırım kimden bahsettiğim anlaşılmıştır.
Merhum Pierre Loti’nin son kaleme aldığı eseri (yaşarken yayımlanan son eseri) Doğu Düşleri Sona Ererken, bizim son kitabımız olmadığı için çok şanslıyız. 1910 ve 1913 yıllarında İstanbul’a yaptığı 2 yolculuk ile veda eder bu kitabında bizlere. Sonrası zaten aslında herkes tarafından beklenen Dünya Savaşı ile geçecek bir dönemdir. Sanırım savaşın etkisi ve sonrasında da yaşanan siyasi mücadeleler göz önüne alındığında kitabın basımı Eylül 1921’e rastlar. Ancak ne büyük emek ki, Pierre Loti felç geçirir ve yine de yazmaktan geri durmaz. Yazısına değil yazdığı yere aşıktır çünkü. Ancak ne yazık ki bu eserde orijinale sadık kalınmadığını ve bazı kısımların bu baskıya eklenmediğini belirtelim. Bunu da kitabın yayına alındığı 2002 yılının o siyasi ortamına ve Türkiye’nin siyasi konumuna bakarak değerlendirmek gerekiyor.
Ayrıca bir de eleştiri yapmak istiyorum. Pierre Loti öleli 100 yıldan fazla olurken geride 40 tane kitabı olduğunu öğrendim. Ancak basılan kitaplar sitemizde de var. Maalesef oldukça az. Üstelik bu adam bu ülke için sözde vatansever pek çok kişiden daha fazla çabalamış birisi. Ve 350’den fazla bu adam hakkında kitap yazıldığı biliniyor. Hem de bu 2010 sayımına göre. Şimdi ne oldu bilmem ama bizde bilinen ise rahmetli Abdülhak Şinasi Hisar’ın (1887-1963) kaleme aldığı 1958 tarihli ‘İstanbul ve Pierre Loti’ isimli eser.
Gönül isterdi ki Pierre Loti, Türk Milletinin Başkomutanlık Meydan Muharebesindeki kesin Türk zaferi ile sonuçlanan varlık ve bağımsızlık savaşımızı da görsün öyle vefat etsin. Bu onun hakkıydı ama olmadı. Çünkü bizim topraklarımıza göz koyanları eleştiren, topraklarımızda katliam yapanlara karşı çıkan, Anadolu direnişimize ve bağımsızlık savaşımıza büyük destek olan bu adam o günleri de görmeliydi. Elin Fransızı (!) bunu yaparken bizler içimizdeki hainleri, bu vatanın ekmeğini yiyip bu vatana ihanet edenleri ne yapacağız, ne yapmalıyız?
İncelemeler:
#44440973#134561659#134580752#289462151#289557847
Okumalar:
Aziyade
Bezgin Kadınlar (Mutsuz Kadınlar)
Can Çekişen Türkiye - 1914
Doğu Düşleri Sona Ererken
Doğudaki Hayalet
İzlanda Balıkçısı
Hepimize iyi okumalar dilerim..