Aile, duyguların en yoğun olduğu yuvadır. İnsanlar evlenerek uyum içinde birbirlerini tamamlar. Bu yuvanın meyvesi çocuklar olur, duygular pekişir. Ama hayat her zaman bu kadar toz pembe olmaz. Kalpler buz tutabilir. “İnsanoğlunun kalbinin öyle bir yapısı vardır ki onu dondurmak çok kolay, ısıtmak ise çok zordur, hatta bazen imkânsızdır.” Eşler de aralarında sorun yaşayabilirler. Ama her zaman bu kadar zor olmaz buzulları eritmek. Kolay bir şekilde de ısınabilir kalp. Kızıl bir elma ya da birazcık anlayış gönülleri sıcacık yapmaya yeter. Asıl zor olan yuvaların dağılmasıdır. İsabekov kızının gözlerinden anlar bunu.
İsabekov fark etmeye başlar. Kendine dürüst davranıp hissettiklerini inceler. Saf duygularını hatırlar. Heyecanla harmanlanan taze duygularını sunduğu kadını ve hüsranı… Kızıl elmayı hatırlar.
Halbuki kızıl elmayı isteyen karısıdır. İsabekov kızıl elmayı şöyle tarif eder:
“Biliyor musun Anara, bu bir mutluluk habercisi, mutluluk simgesidir. (…) Bu elmayı yiyecek insan çok mutlu olacak demektir.” Evet, eşinin tek istediği kızıl elma: mutluluktur. Sevildiğini hissetmektir. Yıllar önce duvarlara çaldığı mutluluğu şimdi kızının avuçlarındadır. İsabekov çok geç olmadan uyanır ve paha biçilemeyecek elmayı karısına sunmaya gider.