Zorbist haklı mıydı? Bence modern Prometheus'umuz o ve haklı olup olmamasından bahsedilemez.
Yerler birer karakter gibi değil miydi? Eğer öyleyse gümüş saçlı İstanbul olmalı...
Cehennemi, kitapta ilahi örgüsüyle tamamlayıp insanlığın içine yerleştirerek tanımlamak mümkün ama yazar elbette bununla sınırlı kalmadı. Tek bir soruya indirgeyebileceğimiz nüfus ve gelecek herkesi ikilemde bırakacak kadar etkileyebilir ancak Zorbist gibi ne yaptığının farkında ve davası bunun üzerine olan biri için ikilem söz konusu olamaz, "fikirler saygı konusu değildir insanlar saygı konusudur ve fikirler değerlendirmeye girer "diyen profesörü anımsayınca kitap boyu kötü karakter olarak gösterdiklerini savunmakta kararsız kalıyorum ancak olay örgüsünün cazibesi yargıya iteklediği su götürmez bir gerçek.
"İnsan nüfusu konusundaki komplo teorilerine karşı alınan önlemler insanlığı en fazla ne kadar az hasarla kurtarabilir?" Bence kitap boyu ana fikir bu soru üzerine kurulu olup doğrudan yargı sunulmuyor ki baş karakterimiz bir simgebilimci olarak son sayfalara doğru Cenevre toplantısının ayrıntılarını okumamamız kitabın dengesini koruyor. Eğer ki verilen karar sunulsaydı yine onun üzerinden kendi fikrimizi yapılandırmak zorunda kalırdık ancak ana fikrin desteğiyle belirtmek isterim ki her yanılgı dediklerimiz inkârlardan doğabilecek kadar sunidir bundan dolayıdır son sahne tam istediğim gibi yazılmıştı. Ayrıca kötü adamın kim olduğunu kitap aramamızı istemiyordu, her ne kadar aramaya yönelik cazibesiyle bizi kendisine çekse de asıl vermek istediği mesaj kötü kavramı üzerine kuruluydu ve bu açıdan bakılması oldukça hoşuma gitmişti.
Açık konuşmak gerekirse ilk yüz yüz elli sayfada sıkıldığım olmuştu, yazım dilinin daha iyi olmasını isterdim.
"Kimin Agathusia'ya ihtiyacı var?" Bu makaleyi okumak kesinlikle isterdim ama şimdilik kitapta bahsi geçen belgeselle(youtu.be/_ZqFcOANBBU?si=...)yetinsem iyi olacak.
Yanlış anlaşılmak veya anlaşılmamak üzerine giderek okuyucuyu kendi atmosferine çekerek yanıltmasına ne demeli? Tekrardan hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını bizlere hatırlatıyor.(Zobrist, Dr. Ferrier ve Sienna üçlemesi örnek olarak gösterilebilir)
Kitapta geçen bilimle ilgili ayrıntılar ve iddia edilen çarptırmalar hakkındaki yazıda (dnascience.plos.org/2014/01/09/dan-...) şöyle bir cümle geçiyordu "Üniversitede matematik ve fen bilimleri dışında hiçbir şeye zamanım olmadığından Dan Brown kitaplarının sanat kısmı hakkında aptal olduğumu itiraf ediyorum. Ama bilim hakkında yorum yapabilirim.", bense çoğu okur gibi her ikisinde de F sınıfında kalıyorum bu yüzden merak isteğini almak ve tatmak için Dan Brown'dan okumaya devam etmeliyim. Yine de bilimin romanda hem ilaç hem zehir olduğunu görmek mümkün. Melekler ve Şeytanlar kitabındaki ilk sayfalarda fizikçi bulunduğu yerde dinin bilim varsayıldığını söylemişti, sanırım yazarın serideki ilk izlerinden biri de bu.
Kitap boyunca öğrendikleriniz ve not aldıklarınız yetmiyor bir de üzerine ek araştırmalar yapabiliyorsunuz (bunu her kitap okuyucuya kolay kolay vermez), sonunu tahmin edebiliyorsunuz ama yol boyunca neler olacağı aklınızda dolandığından sayfalar hızla akıyor, en azından bu kitabın bendeki yolculuğu böyleydi. Önceki bahsettiğim yazıda ek olarak şu yazar;
Bir kenara: “genetik mühendisliği.” teriminden nefret ediyorum Bu bir medya icadı. Bu konuda uzmanlaşamazsınız ve mühendislik okullarında sunulmaz. Akademik alan olarak bulabildiğim tek yer ABD dışından birkaç çevrimiçi program ve eskiden yazdığım bir yayın adına. Ancak Dr. Brooks, “Genetik mühendisliği dünyası benim yaşadığım bir dünya... uzun yıllardır...( Belki çevrimiçi kursa katılmıştır)
Bunun doğruluğundan emin olamam ancak kavramlar konusunda yapılan yanlışlar arasında farkındalığa olan ihtiyacımız her geçen gün artarken dil konusunda da hayatımız kadar dikkat vermeliyiz ki hayat kısayken dil sizinle çerçeve bulduğundan biraz özen gösterilmeyi hak ediyor. Kitaba geri dönersek şöyle ufak bir teorim var: Belki de yazarda bunun farkındaydı ve kitap anlam arayışı üzerine kurulu okuyucu yanılsamasıyla kaynadığından tuz havası katmak istemişti yani tamamen planlıydı eğer böyleyse hiç şaşırmam ki Da Vinci'den sonra şaşırmam tuhaf kaçar. Aynı yazıda keşfettiğim kitapta geçen resimler ve yerler üzerine olan templarinfernobookreview.com/dan_brown_infer... bağlantıyı da okumadan önce görseydim çok daha iyi olabilirdi.
Ters köşe, aksiyon (ki pek tercihim olmasa da), semboller, yerler ve tarihçeleri, resimler üzerine yorum, şiirlerin çözümlenmesi, farklı bakış açıları, doğru ve yanlış ikilemi...