Maalesef buna katılmıyorum. Neden?
Dil devrimi'nin kelime hazinesini fakirleştirmesi, günlük dilin yüzeyselleşmesi ve Batı ile İslami medeniyetlerin kavram haritalarının kesişim yerlerindeki anlam çatışmalarından kaynaklanan üçlü bir gerilim alanıdır. Bu durum, sağlıklı felsefi, siyasi ve etik tartışmaların önündeki en büyük engellerden biridir.
Türkçede kavram kargaşasının en büyük kaynağı, 1930'larda başlayan ve Arapça/Farsça kökenli kelimelerin tasfiyesini hedefleyen dil devrimi'dir.Eski dil ve İslam medeniyetine ait ince anlam nüanslarını taşıyan Arapça ve Farsça kelimeler tasfiye edilirken yerine yeni türetilen kelimeler, eski kelimelerin taşıdığı zengin kültürel ve tarihsel yükü karşılayamamış, kavramsal boşluk oluşturduğu gibi felsefi ve manevi kavramların ifade edilmesinde kuşaklar arasında derin bir kopukluk yaratmıştır.
Günlük konuşmada aşırı yalınlaşmaya gidilmiş, kısıtlı sayıda kelimeler ile konuşulsuğy yetmezmiş gibi anlam kısıtlanmasına da gidilmiş.
Bunların dışında Batı'dan transfer ettiğimiz kelimeleri kavramsal hatalar ile ithal ettik. Rasim Özdenören burayı ele almış sadece bence yetersiz kalmış.
Benim en sinir olduğum ve tahammül edemediğim son nokta isebizim medeniyetimizde olduğu halde kullanmayıp Batı'dan transfer ederek kullandığımız yetersiz kelimelerde var. Mesela hürriyet... anlamı iki buudludur hem dünya hem ukbaya bakar, bu nefis kelime yerine liberty'den türetilen özgürlük gibi sadece dünyevi özgürlüğü anlatan seküler manada bir kelime ithal ettik.
Yada adalet... Hiç adalet ile equality'den türetilen eşitlik aynı manada olabilir mi? Bizdeki adaleti onların justice'de karşılamaz.
Kavramların farklı teorik temellerden gelmesi, siyasi tartışmalarda ortak zemin bulmayı da zorlaştırmaktadır.
Türkçedeki kavram kargaşasının temelinde dil sorunu yatmaktadır, Batı kavramları ile İslam medeniyetleri kavramları arasındaki mana farklılıkları ise buud farkıdır. Çok boyutlu manadan tek boyutlu manaya düşmek ise zelil bir tercihten kaynaklanır, ben bu tercihten utanıyorum.
`Halen Türkçede süregelen kavram kargaşasının kökeninde dil sorunu değil, fakat Batı uygarlığına özgü kavramlarla, İslam'a özgü kavramlar arasındaki anlam kaymaları yatmaktadır.