Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2025 101. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2025 01:02
"Onları gördüm. Yüzlerini göremeyeceğim kadar uzaktaydılar ama onları görebiliyordum. Kanlı canlı yaratıklar mıydı yoksa hayalet miydiler bilemem. Ama onları gördüm. Muhtemelen hayalettiler. Ama havada süzülmüyor, yürüyorlardı, oysa hayaletlerin havada süzüldüğü söylenir. Öyleyse belki hayalet değildiler. Ayrıca birlikte yürümelerine karşın, kitle denilen șeyi oluşturmadıklarını kavramıştım: Kaderlerini birbirine bağlayan, ortak bir hedef değildi. Onları cömertlikleri ve cesaretleri bir arada tutuyordu. Ucuruma doğru ilerleyen, durdurulamaz bir gölge, bir çocuklar ordusu. Şarkı söylüyorlardı. Çocuklar, gençler, uçuruma doğru ilerlerken şarkı söylüyordu." Alıntı syf.136-137 Tılsım, Latin Amerika' nin baskıcı rejimleri tarafından yaşamları örselenen nesillere bir ithaf niteliğinde... (Arka Kapak) Kitabın içinden ve arka kapaktan alıntılarla başlamak istedim yazacaklarıma ama bir cümle daha var ki, çok tanıdık çok aşina geldi bana : "...çünkü ölüm Latin Amerika'nin bastonudur. Latin Amerika bastonsuz yürüyemez." syf.63 Eseri çok beğendim ve çok etkilendim. Roberto Bolano'dan okuduğum ikinci eser oldu. İlki farklı kurgusu ve 1000'e yakin sayfasıyla sabırla okunan eseri 2666'ydı. Tılsım Ekim 1968' de Meksika hükümetinin sebep olduğu "Tltelolco Katliamı" olarak tarihe geçen gerçek olaydan esinlenerek yazılmış bir eserdir. Yukarıda yaptığım alıntılardaki sözleri Bolano bu katliamda yitip giden gençlere ithaf etmiştir. Eserin anlatıcısı, askerlerin abluka altına aldığı Meksika Bağımsız Devlet Üniversitesi'nin tuvaletinde saklanan ve Meksika şiirinin anası diye tanımlanan kurmaca karakter Auxillo Lacouture'dir. Auxillo on iki gün boyunca saklandığı tuvalette fayanslara yansıyan gölge ve ışıklardan etkilenip önceden yaşadıklarına dair çıkarımlar yaparak bizi yaklaşık yedi ya da sekiz senelik bir zaman diliminde gel gitler yaparak, kimi şairlerin, kimi yazar ve ressamların karakter ve kişiliklerini ön plana çıkararak Meksika'nın bir dönemine tanıklık ettirir. Adı geçen o kadar çok şair ve yazar var ki bir kısmını not aldım ama bunların içinde Saphho ve Yorgo Seferis gibi okuduklarım da vardı. Sayfa 120'den 122'ye kadar edebiyat dünyasından bir çok yazardan bahsederken yüz ya da iki yüz yıl sonraya dair sözde öngörülerde bulunuyor. Diyor ki; "Vladimir Mayakovski 2150 yılına doğru yine popüler olacak. James Joyce 2124'te Çinli bir oğlan olarak yeniden doğacak. Thomas Mann, 2101'de Ekvadorlu bir eczacı olarak karşımıza çıkacak." Yrniden bir Thomas Mann, James Joyce ve digerleri gelir mi bilemeyiz ama insanlık yasananlardan ders almadığı sürece kalemin silaha karşı duruşu hep olacak gibi. Çünkü güç sahibi olanlar birnkere bunu tadını aldıkları zaman kendi halklarına bile düşman oluyorlar. Bolano'da Latin Amerika'nın bastonu dediği ölüme ancak edebiyatla şiirle, romanla yani sadece ve sadece kalemin gücüyle çare olmaktan bahsediyor bu eserinde. Zaten Auxillo'da günlerce kapalı kaldığı tuvalette şiire siğınıp okuduğu ve tuvalet kağıdina yazdığı dizelerden güç almadı mı. En hoşuma gidenlerden biri de Yunan mitolojisinden esinlendiği bölümde anlattığı Erigone'nin hikayesiydi (Erigone, babası ölünce, üzüntüsüne dayanamayıp intihar eden genç kız). Yazarın burada vurgulamak istediği belki de Meksika'nın ölen gençleriydi. Roberto Bolano kısacık bir romanda büyük bir trajediyi kendine has uslûbuyla dile getirmiş, okunmalı diyeceğimiz bir eser ortaya çıkarmış.
İnceleme
TılsımRoberto Bolano · Can Yayınları · 2017265 okunma
·
84 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.