David Robson bir süredir okumayı ertelediğim bir yazardı. Beklenti Etkisi kitabından önce aslında Zekâ Tuzağı kitabını daha çok merak ediyordum. Düşünce yöntemimizin ve beklentilerimizin hayatımız ve sağlığımız üzerindeki etkilerini kavrayalı birkaç sene oldu. Özellikle iş hayatındaki stresin insanların sağlığı üzerindeki tahrip edici etkilerini gördükten sonra hayatı yavaşlatmayı, beklentileri düşürmeyi, sakin kalabilmeyi, sade ve sıradan yaşamayı öğrenmeye çalışıyorum. Sanırım dişe dokunur bir ilerleme kaydedebildim. Fakat hâlâ kendimle baş başa kaldığımda olumsuz düşünceler zihnimi işgal edip, beni karamsarlığa sürükleyebiliyor. Overthinking konusunda daha pozitif olmalıyım.
Robson, kitaba "Beklentilerimizi sıfırlamayı öğrenmenin sağlığımız, mutluluğumuz ve üretkenliğimiz üzerinde nasıl gerçekten dikkate değer etkileri olabileceğini göstermek istiyorum." diyerek başlıyor. Gerçekten beklentileri yönetmenin ne kadar önemli olduğunu kendi hayatımıza yaptığımız küçük dokunuşlarla görebiliriz.
Önemsiz ve dikkat dağıtıcı küçük kararlarla zihinsel enerjinizi tüketmek yerine (sabah kıyafet seçmek, kişisel bakım vs.) daha önemli meselelere odaklanmak. Çok küçük detaylar olarak görünebilir ama dışarı çıkarken hazırlanmak bile bazen yoğun bir zihinsel faaliyet gerektiriyor. Doğru kıyafeti seçmek, saçımızı ve makyajımızı yapmak, kıyafetle uyumlu ayakkabı giymek vs. İş hayatında tanıdığım insanları düşündüm bir an. Ben mesela yıllardır mavi veya siyah kot giyerek işe giderim. Düz renk t-shirt üstüne rahat ve konforlu bir gömlek tercih ederim. Çünkü şık ve dikkat çekici bir şey giydiğimde gün boyunca dikkatim dağılır. İnsanların beni nasıl gördüğüyle ilgilenirim. Kıyafetimin ütüsüne ve temizliğine gözüm takılır. Halbuki basit ve gösterişsiz giyinmek gün içinde işime, kendime ve düşüncelerime daha çok odaklanmamı sağlar.
Shakespeare'den bir alıntı var: "Hiçbir şey iyi ya da kötü değildir; onu öyle yapan bizim düşüncelerimizdir." Bunu hiç bir zaman unutmamak lazım. Ve son olarak kendimize karşı nazik olmanın önemi. Biz eğer kendimize nezaket göstermezsek, barışık olmazsak başkaları neden olsun. Kendimizi daha fazla motive etmeli, mütevazılığı da kibri de abartmamalı, gerçekçi bir şekilde kendimize adil ve şefkatle yaklaşmayı öğrenmeliyiz. Kitapta da bahsedildiği üzere; " Mutluluk bireysel çabanın bir sonucudur. Onun için mücadele eder, ona ulaşmaya çalışır, onu elde etmekte ısrarcı olursun." Kelebek misali hiç beklemediğimiz anda omzumuza konan mutlulukların öncesinde bile insanın gayreti ve çabası var. Sadece ne kadar ısrar edeceğimizi ve ne zaman pes edeceğimizi bilmemiz önemli.