Hani bazen varoluşsal sancılar içinde boğuluruz; hayatın anlamını, yaşamanın sebebini ararız da aradıkça daha çok kayboluruz ya... Her şey anlamsız gelir ama buna inat anlam ararız. İşte ben kitabı tam böyle bir vakitte okudum.
Sanki ben sancılar ve sanrılar içinde boğulurken Tolstoy gelip yanıma oturdu ve dedi ki "Yavrucuğum, ben mevzuyu biliyorum. Aynı yollardan geçtim. Hadi biraz sohbet edelim..." Okuduğum süre boyunca bunu hissettim. Kısa bir kitap ama daha uzun olmasını isterdim. Uzun zaman sonra biri ilk defa bu konularda "Bak ben de aynı şeyleri düşünmüş ve yaşamıştım." dedi galiba hem de yargılamadan.
Hayatı anlamsız buluşumu yargılamadı. Bazen neden ölmek istediğimi, her şeyin boş olduğunu düşünüşümü, inanç konusunda gelgitlerimi, dinden uzaklaşıp yakınlaşmamı yargılamadı. Aksine "Bunları ben da yaşadım, gel sana kendi hikayemi anlatayım, belki yalnız hissetmezsin." dedi. Çok teşekkür ederim Tolstoy, hadi sarılalım...
Evet, gelelim kitaba, yeterince bende ne uyandırdığından bahsettim. Birinci kişili, monolog şeklinde anlatımı var. Kitap 1879 yılının sonunda yazılmış, 1881'e kadar düzenlenmiş ve 1882 de son bölümü eklenip ilk kez "Basılmamış Bir Esere Giriş" adıyla bir dergide yayınlanacakmış ki... (evet, şaşırmadınız) dini sansür nedeniyle dergide yayımlanmamış. Üç yıl sonra ilk basımı yapılmış. Neden biliyor musunuz? Birisi inanç hakkında gerçekten sorguladığı ve düşündüğü için. İnancı dayatmalarla, taklitle kabul ettiği için değil, kalbiyle aradığı için. İşte kitap da Tolstoy'un 16 yaşından itibaren dinden uzaklaşmasını, orta yaşlarında hali vakti yerindeyken nasıl intiharın ucundan birçok kez döndüğünü, aradığı cevaplara aklın ve felsefenin yeterli cevaplar vermemesi sonucu asıl çıkışın inançta ve Tanrı'da olduğunu bulmasını anlatıyor. Ama bunları "hissettim de böyle oldu, inanç zaten kalp işi, akıl ve sorgulamak inançtan uzaklaştırır" diyerek yapmıyor. (aksine akılla da cevapları yeterince arıyor.) Din demiyorum, inanç diyorum zaten kendisi de çoğunlukla inanç kelimesini kullanıyor. Çünkü dinin saptırıldığının farkında. Asıl dindar veya inançlı olduğunu iddia edenlerin aslında inanca en uzak kişiler olduğunun farkında.
Tamam, kitap kısa, sohbet ediyorsunuz gibi ama sindirilmesi gerekiyor. Okurken hem felsefe yapıyorsunuz hem de halk ve "burjuva" arasındaki inanç ve yaşam karşılaştırılmasını yapıyorsunuz. Tolstoy kitapta kendini bayağı yeriyor ama ben bunun burjuva sınıfını eleştirmek olarak görüyorum. Ön sözde Tolstoy'un şu açıklamayı yaptığı belirtiliyor. "Yaşamıma karşı okurda tiksinti uyandırmak yeni yapıtımın asıl hedefi." Kitabı kendi deyimiyle "ikinci doğumu"ndan sonra yazdığı ilk eser olarak adlandırıyor. Ki bu hissediliyor. Ama bu dönüşüm böcek olarak uyanmak değil, ruhen uyanmak :)
Sözde kısa tutacaktım incelemeyi, neyyysse millet. Kitabı okuyun ve Tolstoy'un intihardan inanca yaşantısına şahit olun. Kendine yenik düşüp intihar etmemek için bir halatı çöpe attığına ve ava çıkmadığına şahit olun. Bazı cümleleri anlamından ve uzunluğundan dolayı birkaç kez okumanız gerekebilir. Bu yüzden rahat bir kafada gerçekten sindirerek okumanızı tavsiye ederim. Kısa oluşuna kanmayın yani. Okudum bitti, evet ama okudum bitti denebilecek bir kitaptan daha fazlası olduğu kanaatindeyim. Puan vermedim çünkü puan versem haksızlık olacak gibi hissediyorum. Şuraya kitabın ilk paragrafının son cümlesini bırakayım: #289782839
Unutmadan ekleyeyim. Kitapta cümleler değil paragraflar çizdim :)
Hoşça kalın, kitapla kalın, yalnız kalmayın...
İtirafLev Tolstoy · İş Bankası Kültür Yayınları · 202229,3bin okunma
Benim okumam lazım gibi zira şu dünya ne zaman bitecek kafasındayım iki gündür.
Soğuktan mı titriyorum, içimde bir deprem mi oluyor bilmiyorum😔
Ve kalemine sağlık kardeşim çok güzel olmuş.💐