Eserde öncelikle Raçel ile tanışıyoruz. Onunla birlikte Antakya’ya uzanıyor ve 6 Şubat depremini eşi Kemal ile yaşadığı anı iliklerimize kadar hissediyoruz. O andan itibaren ne Raçel’in ailesi ne de o anı yaşayanlar için hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
Deprem öncesi yapılan gelecek planları, alınacaklar, yapılacaklar… Depremle birlikte hepsi bir anda bomboş oluveriyor. Satırlar arasında kaybolurken hem depremin yıkıcılığını, hem ölümle kalım arasında yaşanan gelgitleri, hem de felaketten sonra hayatta kalanların yaşama tutunma çabalarını; yeniden bir olma, aile olma direnişlerini okuyoruz.
Aynı zamanda bireyin isterse kendini nasıl yenileyebileceğini; yetmediği yerde profesyonel destek almanın yaratacağı etkiyi o kadar güzel anlatmış ki… Hiç dramatize edilmeden, derin ve okuru etkisi altına alan satırlarla sunmuş bizlere kıymetli kalem. Ayrıca Yazarın psikoloji üzerine yaptığı gözlem ve araştırmaların kendisine olan katkısını, bu eserde satır aralarında biz okurlara ince ince hissettiriyor söylemeden geçmek istemedim bu detayı."
Temet NosceMüge Akgün Gülşen