Bazı kitapları çok derinlerde hissediyorum; Mösyö İbrahim ve Kuran’ın Çiçekleri de o kitaplardan biriydi. Eric-Emmanuel Schmitt’ten okuduğum ilk kitaptı ve kısa olmasına rağmen beni güçlü bir şekilde etkilemeyi başardı. Karakterlerin duyguları öylesine saf ve samimi işlenmişti ki, onların yalnızca birer kurgu karakter olduklarını unutmak çok kolay oldu.
Kitap, Momo ile Mösyö İbrahim’in tesadüfen başlayan sohbetlerinin zamanla nasıl güçlü bir bağa dönüştüğünü anlatıyor. Momo’nun ailesinden görmediği ilgiyi ve sevgiyi, mahallenin bilge ve sakin bakkalı Mösyö İbrahim’den bulması hikâyeyi çok etkileyici kılıyor. Sevginin gerçek hâlini hiç tatmamış, kendini sevgiye layık görmeyen bir çocuğun bir yabancı tarafından en saf duygularla sevilmesi, kitap boyunca hissedilen en güçlü tema.
Momo’nun bir gün Mösyö İbrahim’e “Arap ne demek?” diye sorması ise hikâyenin en anlamlı sahnelerinden biri. Çünkü Momo, İbrahim Efendi’nin Arap olduğunu düşünürken, Mösyö İbrahim aslında bir Arap değil; kendisini “Müslüman” olarak tanımlayan, ama insanları etiketlere göre ayırmayan bilge bir adamdır. Bu sahne hem Momo’nun dünyaya bakışını sarsar hem de Mösyö İbrahim’in ona verdiği yaşam derslerinin başlangıcı olur.
Zaman ilerledikçe bu iki karakter arasında öyle güçlü bir bağ kurulur ki, Mösyö İbrahim sonunda Momo’yu evlat edinir. Momo’nun öz babasından göremediği şefkati, ilgiyi ve güveni Mösyö İbrahim’den görmesi, onları gerçek bir “baba-oğul” ilişkisine taşır. Momo’nun kimliğini yeniden bulması, hayata yeniden tutunması tamamen Mösyö İbrahim’in ona gösterdiği koşulsuz sevgi sayesinde olur.