·488 syf.··Beğendi
···Okunma: 30 Kasım 2025 23:01 Başarının, özellikle de bir kadına ait olan başarının cezalandırıldığını satır satır okumak inanır mısınız beni şaşırtmadı? Beni şaşırtan senelerdir öğrencilerime Müslüman ilk kadın tiyatro oyuncumuz Afife Jale'dir diye anlattığım birisinin hayatının detaylarını bilmemem ve bu detayları öğrenmenin bu kadar yaralayıcı olacağını tahmin edemememdi. Afife'nin kalbi de zaten dünyadan bu bilinmezlikten dolayı kırık gitti. Henüz gençliğinin baharında, cıvıl cıvıl, iyi eğitilmiş, kaliteli bir aileye mensup ve sanatın ne olduğunu da ne olmadığını da bilen bir kızdır Afife. Kalbi arzularla, yüreği ise cesaretle doludur. O yüzden zaten kimsenin adım atmaya aklının dahi kesmeyeceği tiyatro sahnesine ve eğitimine gözü kapalı kendisini bırakır. Çünkü en büyük arzusu sahne üzerinde tutkunu olduğu tiyatro sanatını icra edebilmektir. Gün dolar, vakit gelir ve tüm riskler göze alınarak artık sahne ismiyle Afife Jale sahnede yerini alır ancak Osmanlının kadına karşı var olan zehirli anlayışı onun palas pandıras sahneden inmesine neden olacaktır. O günün dünyasında kadın odalık adı altında nikahsız erkek koynuna girebilir, cariye olabilirken kimse ayıbına ya da günahına bakmaz ancak iş sahibi olmak, düşünebilmek, birey olabilmek, söz sahibi olabilmek ve sahneye çıkabilmek istediklerinde günah akıllara gelir. Çünkü din var olanın değil olması istenenin uygulamaya tabi tutulduğu ikiyüzlü bir dünyada, erkek egemen toplumlarda bugünlere getirilmiştir. Biz kadınlar hangi günahlarımızdan sorguya tutuluruz onu ancak Allah bilir ancak erkekler arzularına alet ettikleri din anlayışıyla eminim cehennem ateşinden alazlarını alacaklardır. Afife ve daha nice kadının boynuna vurulmaya çalışılan prangaların da elbet birer hesabı vardır. Bu prangalar Afife'nin her fırsatta boynuna ve kollarına dolanır çünkü sahneye her çıkmak istediğinde ona engel olunmalıdır. Bunca engelle mücadele edebilmek gencecik yaşında Afife'ye zor gelir ve kendini morfinin kucağında bulur. Çok istese de tiyatro oyuncusu, sevdiği adamların eşi, hayata tutkun bir kadın olamaz ancak ne yazık ki ilerleyen zamanla birlikte morfinman olur. Bu ülkeye ilkleri yaşatan bir kadın herkesin üzerinden çektiği elleri, onu arayıp sormayan dilleri ve unutan kalpleriyle birlikte gönlü kırgın, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde hayat sahnesine veda eder. Cenazesinde dahi sadece üç kişi vardır. Ancak cenazesine üç kişinin geldiği, hayattayken hatırlanmayan Afife Jale, ölümsüzlüğü yakalayacak ve yıllar boyunca sahneye çıkan ilk Müslüman Türk kadın oyuncu olarak anılacaktır. Belki de hayatın ayıp ve yazık ettiği bir kadından af dileme şekli böyle olacaktır. Ruhun şad olsun Afife; sen yaşarken hissedememiş, hissettirilmemiş olsa da Türk tiyatrosu açtığın yolu, cesaretini ve başarını hep hatırlayacak.