·196 syf.··Beğendi
···Okunma: 23 Kasım 2025 14:10 Edebiyat tarihi dendiğinde insanın aklına genelde tozlu raflar ve ağır cümleler gelir ama Hayyam bunun tam tersi. Elime Rubailer’i aldığımda sanki XI. yüzyıldan kalma bir bilgeyle değil de, bugünün karmaşasında yan masamda oturan, hayatı çözmüş bir dostla dertleşiyor gibi hissettim. Adam matematikçi, gökbilimci... Ama hepsinden öte, insanın içine işleyen o basit ama devasa soruların peşinde.
Aslında her şey şu meşhur "anı yaşama" meselesine çıkıyor. Bugün her köşe başında duyduğumuz o içi boşaltılmış "Carpe Diem" sloganlarından bahsetmiyorum. Hayyam’ınki bir isyan bayrağı gibi. Sürekli bir yerlere yetişmeye çalışırken, geçmişin yükü ve geleceğin korkusu arasında ezilirken; adam çıkıp "Bırak bunları, şu an elinde olan tek gerçek şey bu nefes," diyor. Bunu yüzlerce yıl önceden söyleyip hâlâ bugünün insanını kalbinden vurması inanılmaz bir şey.
Şarap ve sevgili meselesine gelince... Kimileri bunu sadece keyif çatmak sanıyor ama biraz kurcalayınca altından bambaşka bir derinlik çıkıyor. Hayyam o meşhur metaforlarıyla aslında Tanrı ile arasına kimseyi sokmadan konuşuyor. Bazen sitem ediyor, bazen hayran kalıyor ama her zaman dürüst. O dönemdeki şekilci dindarlara attığı o ince goller, samimiyeti ve sorgulayıcı tavrı, bugün bile "Vay be, ne güzel söylemiş," dedirtiyor.
En çok da o kısalığına hayran kaldım. Topu topu dört dize... Ama içinde koskoca bir varoluş sancısı, kaderin cilvesi ve ölümün o kaçınılmaz sessizliği var. Bir çırpıda okunuyor belki ama etkisi bir kahve tortusu gibi insanın zihninde kalıyor.
Eğer hayatın o bitmek bilmeyen keşmekeşinden bir an olsun kafanızı kaldırmak istiyorsanız ya da şiirin sadece süslü kelimelerden ibaret olmadığını görmek niyetindeyseniz, Hayyam sizin adamınız. Listenizin en başına koyun demiyorum, doğrudan masanızın üzerine bırakın. Çünkü ne zaman moraliniz bozulsa ya da "Nereye gidiyoruz böyle?" diye sorsanız, Hayyam orada o keskin zekasıyla size bir göz kırpıyor olacak.
Herkese bol kitaplı günler ve keyifli okumalar diliyorum.