Gönderi

Puan vermedi·432 syf.··
2022 146. kitabı
Robert L. Tignor’ın Kısa Mısır Tarihi adlı eseri, Mısır tarihine genel bir bakış sunma iddiası taşımakla birlikte, içerdiği çok sayıda tarihsel hata, yüzeysel genellemeler, metodolojik tutarsızlıklar ve açık biçimde önyargılı ifadeler sebebiyle güvenilirlik sorunu barındırmaktadır. Kitabı dikkatle okuduğumda, özellikle İslam tarihi, Selçuklu–Eyyubi dönemi ve Osmanlı dönemi gibi konularda ciddi bilgi eksiklikleri, özensiz yorumlar ve yer yer kasıtlı çarpıtmalar içermesi nedeniyle eseri beğenmediğimi, hatta Osmanlı bölümüne geldiğimde okumayı bıraktığımı özellikle belirtmek isterim. 1. Kaynak Sorunu, Belirsiz İfadeler ve Çelişkili Açıklamalar Tignor’un birçok yerde kesinlik ifade eden tarihsel meseleleri “muhtemelen” gibi belirsiz ifadelerle yorumlaması, modern tarihçilik açısından kabul edilebilir değildir. Örneğin: Savaş arabalarının Hint-Avrupa halkları tarafından “muhtemelen” mükemmelleştirildiği iddiası, herhangi bir arkeolojik veya filolojik temele dayandırılmadan sunulmaktadır. Arabaların “bol demirden” ama “tek elle kaldırılabilecek kadar hafif” olduğu gibi fiziksel açıdan tutarsız ifadeler de metnin ciddiyetini zedelemektedir. Benzer şekilde, I. Thutmose’nin 1,5 metre boyunda olduğu yönündeki kesin ifade, aslında aidiyeti dahi tartışmalı bir mumyaya dayanır. Yazar, bu belirsizliği belirtmeden kesin bir sonuçmuş gibi aktarmaktadır. 2. Erken İslam Tarihine Dair Önyargılı, Eksik ve Bilgi Dışı Yorumlar Kitapta İslam tarihine ilişkin kısımlar hem metodolojik açıdan yetersiz hem de ciddi önyargılar içermektedir. a) Hz. Ömer’e atfedilen söz: Yazar, “Kitaplar Kur’an’a uyuyorsa gereksizdir…” şeklindeki tarihî gerçekliği olmayan bir ifadeyi aktarır; sonra da bunun gerçek olmadığını belirtir. Peki o hâlde neden esere dahil edilmiştir? Tarihî bağlamı olmayan ve güvenilirliği tartışmalı rivayetleri kitaba sokmak, akademik yazın açısından sorunludur. b) Mekke tasviri ve isimsiz şairin aşağılayıcı betimlemesi İslam tarihi bölümünde, kim olduğu belirtilmeyen “çağdaş bir şair”in Mekke’yi küçümseyici dizelerine yer verilmesi, tarihsel bağlam sunulmadan yapılmış bir tercihtir. Şiirin ideolojik yönü, dönemin ekonomik yapısını açıklamak yerine konuyu propaganda boyutuna taşımaktadır. Dahası “Allah’ın Mekke’nin baş tanrısı olduğuna inanılıyordu” gibi ifadeler hem indirgemeci hem de bilimsel olmayan bir yaklaşımdır. c) Hz. Muhammed hakkında anakronik, yanlış ve önyargılı yorumlar Peygamberin “meditasyon yapmak için Hira yakınlarında bir yamaçta vakit geçirdiği” şeklindeki ifade hem anakroniktir hem de İslam dışı kavramlarla açıklama çabasıdır. Vahiylerin “zamanla daha karmaşık hâle geldiği”, “Kur’an’ın uzun vahiyler önce, kısa vahiyler sonra sıralandığı” gibi iddialar bilimsel araştırmalarla desteklenmediği hâlde kesinlik tonuyla verilmiştir. Hz. Muhammed’in Medine Yahudileriyle ilişkileri çarpıtılmış, “Kuran’da Yahudilere karşı düşmanca pasajlar oluştu” gibi siyasal bir iddia tarihsel bağlamdan kopuk ve kabul edilemez bir yorumdur. “Hz. Muhammed Mekkeli hasımlarını askeri olarak yenilgiye uğratmada başarısız oldu” şeklindeki yüzeysel yorum ise Bedir, Uhud, Hendek ve Mekke’nin fethi gibi temel askerî süreçlerin incelenmediğini göstermektedir. “İslam’da kadınların eşlerini boşamalarına izin verilmediği” iddiası, İslam hukukunun temel ilkeleri bilinmeden yapılmış bir genellemedir. Hz. Âişe’nin “9–10 yaşında evlendiği” ifadesi, tarihsel yaş belirleme yöntemlerini dahi incelemeden nakledilmiştir. Bu bölüm, bir Mısır tarihi kitabında gereksiz yere genişletilerek hem hacmi şişirmiş hem de konunun bütünlüğünü bozmuştur. 3. Eyyubi, Selçuklu ve Memlük Tarihine Dair Hatalar ve Oryantalist Yaklaşımlar Yazarın bu alanlardaki değerlendirmeleri, bilimsel literatürle uyumlu değildir. Selahaddin Eyyubi’yi “bir Kürt” olarak nitelendirmesi, kimlik tartışmalarına dair modern literatürü bilmeden yapılmış indirgemeci bir ifadedir. Nureddin Zengi’nin “Selçuklu askeri ajanı” olarak sunulması ciddiyetten uzaktır. Zengi üzerine yapılmış kapsamlı akademik çalışmalar ortadayken bu derece yüzeysel bir tanım sorunludur. Hamilton A. R. Gibb’in Selahaddin’i küçümseyen ifadesinin bağlamı verilmeden aktarılması, üstelik bir İngiliz askerî bürokratın oryantalist perspektifi olduğu belirtilmeden sunulması metodolojik bir eksikliktir. Buna karşın Surlu William ve Dante’nin Selahaddin’i öven ifadelerinin varlığından söz edilmesi, Gibb’in görüşünü çürütebilecek iken yüzeysel bırakılmıştır. Memlükler hakkında büyük eksiklikler: Yazar, Memlük devletinin resmî adını bir kez dahi belirtmez: ed-Devletü’t-Türkiyye / Devletü’l-Etrâk. Bu eksiklik, devletin Türk kimliğiyle ilişkilendirilmesinden uzak durma çabası olarak değerlendirilebilir. Kıpçakların bulunduğu bölge “çok tanrılı” olarak belirtilip genellenmesi tarih bilmezliktir. Memlük yönetiminin sürekli halkı ezdiği iddiası ise yaklaşık 250 yıllık bir siyasi varlığı açıklayamayacak kadar zayıf bir yoruma dayanmaktadır. 4. Osmanlı Bölümü: Kitabın En Problemli ve En Çarpıtılmış Kısmı En ciddi sorunların yer aldığı bölüm Osmanlı dönemidir. a) Osmanlı’nın Mısır’da yağma ve tecavüz yaptığı iddiası Bu iddia büyük ölçüde İbn İyas’ın duygusal, taraflı ve dramatik üslubuna dayanmakta; başka kaynaklar dikkate alınmamaktadır. İbn İyas, Memlüklerin yıkılışını hazmedemeyen bir tarihçidir; Yavuz Sultan Selim’e karşı öfkeli ve taraflıdır. Olayları dramatize ettiği bilinmektedir. Buna rağmen, yazar onun anlatımını tek doğru kaynak gibi sunmuştur. b) “Mısır, Osmanlı’nın sömürge eyaletiydi” iddiası Bu ifade hem tarihsel hem hukuki açıdan yanlıştır. Osmanlı idaresinin Mısır’da uyguladığı vergi, askerî düzen ve yerel yönetim modeli, klasik sömürge yönetimleriyle kıyaslanamaz niteliktedir. c) Vali sayısının yanlış verilmesi Yazar 110 vali olduğunu belirtirken Kavalalı dönemini hariç tutmakta ve toplam 125 valiye ulaşan gerçek rakamı atlamaktadır. Bu da özen eksikliğini gösterir. d) Mısır'da Osmanlı mimarisinin yok sayılması Yazar, Mısır’da Osmanlı dönemine ait mimariyi yok sayarak yalnızca Kavalalı Mehmet Ali Paşa Camii’ni anmakta, onu da “İslami değer taşımayan” ve bazı eleştirmenlerce “barbar camii” diye adlandırılan bir yapı olarak sunmaktadır. Oysa kimdir bu “eleştirmenler”? Hangi akademik otoriteye sahiptirler? Bu sorular cevapsızdır. e) Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın kimliği Yazar sürekli “Arnavut” vurgusu yapmaktadır. Oysa İslam Ansiklopedisi’nde yer alan bilgi açıktır: Oğlu İbrahim Paşa’nın belgelerinde ailesinin Konya’dan Kavala’ya göç ettiği belirtilmektedir. Bu açık veriye rağmen kimlik tartışması ideolojik bir vurguyla sunulmuştur. 5. Alan Dışı Bir Yazarın Disiplinler Arası Yetkinlik Sorunu Tignor, Afrika ve Orta Doğu’da sömürgecilik sonrası devlet yapıları ve ekonomi politik üzerine uzmanlaşmış bir isimdir. Bu alanlarda yetkin olsa da Eski Mısır, İslam tarihi, Eyyubiler, Memlükler ve Osmanlı gibi geniş ve derin akademik birikim isteyen sahalarda yeterli uzmanlığa sahip değildir. Bu durum eserin içeriğine açıkça yansımaktadır. Evet, modern Mısır’ın bağımsızlık sonrası tarihi hakkındaki değerlendirmeleri daha tutarlı olabilir. Ancak Mısır’ın eski çağlardan Osmanlı’ya uzanan geniş tarihini yorumlamak başka bir disiplin gerektirir. Kitap bu açıdan ciddi eksiklikler göstermektedir. Sonuç: Neden Önerilebilecek Bir Kitap Değildir? Tarihsel olgulara karşı özensizdir. Doğu toplumlarına karşı belirgin bir oryantalist dil kullanır. Kaynak seçimi dengesiz, yer yer tek taraflı ve ideolojiktir. Birçok bölüm, özellikle İslam ve Osmanlı tarihi, konu dışına taşarak çarpık bilgiler içermektedir. Hatalı genellemeler, anakronik yaklaşımlar ve metodolojik tutarsızlıklar yoğundur. Kapsam geniş gibi görünse de içerik oldukça yüzeyseldir. Bu nedenle, Mısır tarihini öğrenmek isteyen bir okuyucuya kesinlikle önerebileceğim bir eser değildir. Özellikle Osmanlı bölümündeki ciddi çarpıtmalar ve tarihsel yanlılıklar sebebiyle kitabı okumaya devam etme gereği dahi duymadım.
Tarih
Kısa Mısır TarihiRobert L. Tignor · Say Yayınları · 202217 okunma
·
85 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.