·128 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Aralık 2025 00:00 (Tuğba Doğan’a içten teşekkürlerimle)
“Nefaset Lokantası”nı kapattığımda elimde sadece bir kitap değil biraz hayıflanma biraz yüzleşme biraz da içimde uzun zamandır adını koymadığım bir boşluk kaldı. Bazı kitaplar insanın zihninden geçmez insan o kitabın içinden geçer. Tuğba Doğan’ın bu romanı da tam olarak böyle bir yolculuk. Bu hikayede bir lokanta yok aslında hayatla kayıpla aşkla ve kendimizle kurduğumuz karmaşık sofralar var. Bazen küflü bir ekmek tadı gibi bazen taze bir çay kokusu gibi bazen de dilin ucuna gelen ama söylenemeyen cümleler gibi. Kitap boyunca satırları bir film şeridi gibi okudum Hepsi hayatın başka bir katmanına dokundu.
“Gerçekten sevmemiş… Her şey seninle ilgili olmak zorunda değil.”
Bu satırlar bende şunu uyandırdı
İnsan bir ilişkiye bazen o kadar içinden bakar ki karşısındakinin yokluğunu bile kendi suçu sanar. Oysaki bazı duygular gerçekten bizimle ilgili değildir sadece bizim üzerimizden geçip giderler.
“Kırılmak için kendini yaşantıya bırakman yeterli.”
Hayatın zaman zaman bize şunu öğrettiğini düşünüyorum. Kırılmak bir kusur değil kırılmak insan olduğunun kanıtı. Esnemeyi öğrendikçe düşmekten korkmamayı da öğreniyoruz.
“Bir sevginin armağan edilebilmesi için önce elde edilmesi gerekir.”
Ne kadar doğru bir tespit
Sevgi yeniden paketlenen bir hediye değildir içinden geçtiğin bir deneyimin başka birine taşmasıdır.
“Her yolculuk mekânda değil, zamanda yapılır.”
Bu kitapta belki de en çok bu cümle içime oturdu. Hepimiz bir yere gitmeye çalışıyoruz ama gittiğimiz yer çoğu zaman kendi geçmişimiz ya da kendi içimiz oluyor. Zamandan kaçıyoruz sandıkça aslında zamana yakalanıyoruz.
“Zaman yoktur; zaman sadece çok bilinmeyenli bir denklem olarak vardır.”
Ve evet bazen geç kalmıyoruz…
Sadece kendi zamanımıza yeni yeni yetişiyoruz.
Kitabın Bende Bıraktığı His
“Nefaset Lokantası” bana insanın hem kendi acısına hem de başkasının acısına nasıl tutunduğunu anlattı. İçimde bir yerlerde şunu söyledim. Hayat bazen insanı taşıyamadığı yerlerde büyütüyor. Kitap varoluşun ağırlığını omzuma yapıştırmadan yavaşça yerleştiriyor. Öyle yüksek edebi cümleler peşinde değil tam aksine en çarpıcı cümleleri en doğal yerinden vuruyor. Duyguların gölgesini düşüncelerin kıvrımını ilişkilerin kırılganlığını çok iyi biliyor Tuğba Doğan. Onun kaleminde insan hem çıplak hem de bir o kadar saklı.
Okuyacak Arkadaşlara Birkaç Önerim
* Bu kitabı yavaş okuyun. Çünkü hızlı okursanız bazı cümleler sizi geçip gider yavaş okursanız gelir yanınıza oturur.
* İçinizdeki eski defterlere hazır olun kitap hatırlamayı seven bir roman.
* En çok altı çizilecek romanlardan biri. Renkli kalemlerin hepsini çıkarın.
* Okurken kendinizi bir karakterin yerine koymaya çalışmayın çünkü bu kitapta herkes biraz herkes.
Tuğba Doğan’a Teşekkürler
Tuğba Doğan bu romanla bize sadece bir hikaye anlatmadı kendi içimize bakabileceğimiz bir ayna koydu. Bazen bulanık bazen aydınlık bazen acıtan bir ayna. Emeğine kalemine cesaretine teşekkür ediyorum. İnsanın içini bu kadar incelikle kurcalamak herkesin harcı değildir.
Son Sözüm
Bu kitap bana şunu öğretti. İnsan bir başkasının hikayesini okurken aslında kendi yarım cümlelerini tamamlıyor. Ve bazen en çok kendimize geç kalıyoruz.