Stefan Zweig’in psikolojik tahlillerle dolu kısa bir hikâyesidir. Hikâyede Stefano adlı genç bir adamın, bir cinayete tanık olduktan sonra yaşadığı derin suçluluk duygusu, korku, iç hesaplaşma ve vicdani çöküş anlatılır. Stefano, küçük bir kasabada yaşayan, içine kapanık ve sakin bir gençtir. Bir gün bir yürüyüş sırasında, bir adamın bir başkasını öldürdüğüne tanık olur. Katil, Stefano’yu fark eder ve ona tehditkâr bir bakış atar. Bu bakış Stefano’nun zihninde adeta kızıl bir leke gibi yer eder ve onu ölüm korkusuna sürükler.
Olaydan sonra Stefano’nın ruh hâli hızla bozulur: Polise gidemez, çünkü katilin onu bulup öldüreceğine inanır. Sürekli kâbuslar görür, sokakta her gölgeyi katil sanır. Ailesi ve çevresi onun tuhaf davranışlarını fark eder ama Stefano ne olduğunu kimseye anlatamaz. Katilin her an ortaya çıkacağı düşüncesi, Stefano’nun hayatını bütünüyle zehir eder. Kaygı ve korkunun insan ruhunun üzerinden nasıl ezip geçtiğini muhteşem edebi bir dille yazmıştır zweıg. Okumanızı öneririm.