Boşluğa düşmüşlük hissi, insanın cebinden umudunu çalar.
Cömertlik, paylaşmak, yaraları sarmak… Sanırım insan bu duyguları hapishanede bile arıyor. 72. koğuştaki Kaptan’ın hikayesine baktıkça bunu açıkça görüyoruz.
Ama görmemiz gereken asıl şey şu: İnsan boşluğa düşünce, inanmak istediği her neyse ona körü körüne inanabiliyor. O noktada zihni, Müge Anlı’nın sık sık söylediği gibi, “hayat akışına uyuyor mu?” diye sorgulamıyor bile.
Kaptan’ın yaşadığı tam olarak bu değil miydi?