Sessizlikle büyüyen bir göç mirası
9/10
·544 syf.··
2025 107. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2025 18:03
Alice Zeniter’in Kaybetme Sanatı, göçü bir yer değiştirme hikâyesi gibi anlatmıyor. Asıl ağırlık, kuşaktan kuşağa devredilen sessizlikte. Benim için romanın merkezinde bu var: Konuşulmamışların insanın içinde nasıl bir boşluk yarattığı. Aile geçmişi anlatılmadıkça şekilsiz bir gölgeye dönüşüyor. Büyükbabanın suskunluğu, Hamid’in kendi hikâyesini inkâr etmesi… Hepsi farkında olmadan bir sonraki kuşağa eksik bir köken duygusu bırakıyor. Ne tam bir geçmişleri var ne de ondan özgürler. Naïma bu boşluğun içinde büyümüş biri. Öfkesi sadece “nereli olduğunun sorgulanması” değil; babasından devraldığı tedirginliklerle kendi kuşağının sürekli açıklama yapma zorunluluğunun arasında sıkışıyor. Bir yandan önyargı dolu bakışlara maruz kalmak, diğer yandan metroya sakallı esmer bir adam bindiğinde içten içe irkilmek. Zeniter’in en başarılı yanı bu çelişkiyi dürüstçe göstermesi. Göçün yarası yalnızca dışarıdan gelmiyor; insanın içinde de çatışma yaratıyor. Romanın kimlik meselesine yaklaşımı da hoşuma gitti. Kökeni romantikleştirmiyor. Bazen bir ülke, bazen bir hikâye, çoğu zaman da bir sessizlikten ibaret. Cezayir, herkesin zihninde başka başka. Tek eleştirim, Naïma’nın yolculuk öncesi araştırmalarının uzadığı bölüm. Anlatı orada ağırlaşıyor, beklenen yüzleşmenin etkisi biraz gecikiyor. Yine de Kaybetme Sanatı, göçün sonraki kuşakların bedenine, diline ve korkularına nasıl yerleştiğini çok iyi gösteren bir roman. Zeniter’in sade ama keskin dili temayı taşımayı biliyor. Ve çeviri… Tonu çok iyi yakalamış, ritmi bozmuyor. Şirin Erkan Leitao’nun Şirin Erkan Leitao emeği metnin duygusunu gerçekten güzel taşıyor.
Edebiyat
Kaybetme SanatıAlice Zeniter · Livera Yayınevi · 2022205 okunma
·
53 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.