Attila İlhan’ın kelimeleri; gecenin bir vakti, sisli bir sokakta kulağına fısıldanan itiraflar gibidir. Ben Sana Mecburum da tam olarak böyledir: Aşkın sevinci değil, aşkın mecburiyeti konuşur bu sayfalarda.
Bu kitapta aşk, bir tercih değil; varoluşun merkezine oturan bir zorunluluk…
İnsan bazen sevmez, mecbur kalır. Çünkü o kişi yokken nefes almak bile eksiktir:
> “Ben sana mecburum bilemezsin…”
Attila İlhan, duyguyu romantikleştirmez; tam aksine acıyan yerinden anlatır.
İstanbul’un karanlık sokaklarıyla, insanın içindeki en gizli viraneleri buluşturur.
Şiirlerde mavi bir hüzün vardır; hem asi hem kırılgan.
Toplumsal duyarlılık arka sokakta kol kola yürür aşkın yanında.
Şair bir yandan sevdiği kadına tutunur, diğer yandan çağın ağırlığını sırtlar.
Dil; sokak jargonu ile edebî kudret arasında gidip gelir.
Bu yüzden samimidir, içtendir, şehir kokuludur.
Okurken yalnızca bir aşk hikâyesine değil, bir adamın içindeki sisli isyana şahit olursun.
Bazı şiirler kalbe dokunmaz; kalbi yerinden söker.
Çünkü herkesin bir yerlerde mecbur olduğu biri vardır.