Bir çok kitabını okuduğum için yazar hakkında yorum yapabilme hakkını kendimde görebilirim sanırım. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki Seyyid Kutup'un bütün kitaplarındaki konular ve cümleler birbirine benzemekle birlikte, bence aynı kitap içerisinde bile çok fazla tekrar eden, birbirine benzeyen cümleleri kullanıyor. Bundan dolayı da kitaplarını okuduğumuzda basit cümlelerle karşılaşıp ünü kitaplarının seviyesinden üstün olduğunu görünce şaşırıyoruz. Fakat Seyyid Kutup'un da dediği gibi " Küçük bir İslami mahallenin oluşması, bütün kitaplardan, ansiklopedilerden ve sözcüklerden daha değerlidir" ve kitapta geçen " İslamın bizlerden ne istediği ve nasıl bir din olduğu gayet basittir " sözleriyle ısrarla her kitabında niçin ve neyin üzerinde durduğunu açıkça gösteriyor diye düşünüyorum. Ya da kitabın son konu başlığı olan " Ey Halk! Şimdi sıra sizde. " sözleriyle muhatabının ve düşüncelerinin bizleri şık cümlelerle etkilemek yerine, basit ve fakat kendinize gelin mantığıyla hareket edip, bence bundan daha da önemlisi yazdıklarını hayatında görebildiğim ender yazarlardan olduğu için çok değerli buluyorum. Cümlelerin fiiliyatla bu kadar çeliştiği bir çağda, uzun zamandır kafamda olan " Tarihin herhangi bir devrinde İslamın yaşanabilirliği, yani kusursuz bir dinin olmasına rağmen kusursuz bir insanoğlunun olmayışı bizleri pratiği olmayan kusursuz bilgiler yığını haline döndürmüyor mu ? " sorusuna toplumsal olarak olmasa da fert olarak yaşamında bunun pratiğini ortaya koyan Seyyid Kutup, Aliya İzzetbegovic gibi insanlara tutunup ayakta kalmaya çalışıyorum. Yani Özetle diyebilirim ki; bazı bilginleri kitaplarının güzelliğinden, bazı bilginleri ise yaşantılarından dolayı okuyorum. Seyyid Kutup da tıpkı Hasan El Benna gibi kitaplardaki cümlelerinde ruhlarını ortaya koyup,okunduğunda o ruhu hissedebildigim için okuduğum yazarlar arasında yer alıyor. Cümlelerindeki güzelliklerden dolayı değil. :)