Otuz Beş Yaş
8/10
·280 syf.··
2025 3. kitabı
Cahit Sıtkı Tarancı’nın Otuz Beş Yaş kitabını okurken kendimi yalnızca bir şiir kitabıyla değil, bir insanın iç dünyasının karanlık sokaklarıyla da karşı karşıya buldum. Şiirlerin çoğu beni derinden etkiledi; bazılarını ilk okuyuşta anlamasam da her birinin arkasında ayrı bir hikâye, ayrı bir sızı taşıdığını hissettim. Zaten Tarancı’nın şiirleri biraz böyle: anlam bazen uzak duruyor ama his asla saklanmıyor. Kitabın genel havasında sürekli bir hüzün, bir karamsarlık ve varoluşla yüzleşme hali var. Fakat ilginç olan şu ki, bazen bu karamsarlığın içinde bile küçük bir umut parıltısı seziliyor. Belki de hayatın kendisi gibi… Ne tamamen aydınlık, ne tamamen karanlık; ikisinin arasında gidip gelen bir ruh hali. “Otuz Beş Yaş” şiirinde kendime ayna tuttum Kitabın merkezindeki “Otuz Beş Yaş” şiiri beni en çok düşündürenlerden biri oldu. Yaş almakla, geçmişle, pişmanlıklarla, zamanın kontrolümden kayışıyla yüzleştim. Sanki şair kendi yaşını değil de benim içimdeki o “zaman duygusunu” anlatıyordu. İnsanın bir noktada durup kendi ömrüne şöyle bir bakması gerektiğini hissettirdi bana acısıyla, eksikleriyle, kaçan fırsatlarıyla… Tarancı’nın karamsarlığını okurken kendi karanlığımı gördüm Bazı şiirlerde boğucu bir yalnızlık var; bazılarında ise çocukluğa duyulan tatlı ama acıtan bir özlem. Okurken zaman zaman kendi içime döndüm. Kendi suskunluklarımı, kendi kabuğuma çekildiğim anları düşündüm. Tarancı’nın karanlık tarafı bana hiç yabancı gelmedi; hatta içimdeki bazı sessiz hisleri kelimelere döktüğü için minnet bile duydum. Her şiirin ayrı bir hikâyesi varmış gibi hissettim Bazı şiirleri ilk anda anlamadım; ama ikinci kez okuduğumda kelimelerin arasında saklanan duyguyu yakaladım. Bazılarıysa zaten söylemek istediklerini ilk dizede kulağıma fısıldadı. Şunu fark ettim: Tarancı’nın şiirlerinde asıl mesele anlamdan çok “ruh”. Bazen çözümlemek yerine hissetmek daha doğru geliyor. Ben de okurken çoğu zaman anlamı aramak yerine şiirin içime nasıl dokunduğuna baktım. Sonunda fark ettim: Bu kitap insanın kendi ömrüyle konuşma biçimi Kitabı bitirdiğimde elimde kalan şey sadece şiirler değildi. Hayat üzerine düşünmek, kendi iç sesimi duymak, zamanın izlerinin bende nasıl durduğunu görmek… Cahit Sıtkı’nın hüzünlü ama içten dili bana şunu öğretti: İnsan yaşadığını dizelerde değil, hislerinde anlar. Bu yüzden Otuz Beş Yaş, benim için sadece bir şiir kitabı değil; kendi iç dünyamı, karanlık taraflarımı ve küçük umut kırıntılarımı görmek için bir ayna oldu.
1000Kitap
Otuz Beş YaşCahit Sıtkı Tarancı · Can Yayınları · 202014,1bin okunma
·
142 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.