Gönderi

Durum öyküsü emekti
Puan vermedi·168 syf.··
2025 9. kitabı
`jhumpa lahiri`'nin aslında italyanca yazdığı bir metnin ingilizceye kendi çevirisi… tam bir durum öyküsü. dilin, mekanın ve kimliğin yerini sürekli sorgulayan bir metin. italo svevo'dan yapılan epigraf da daha ilk cümlede kitabın ruhunu koyuyor: insan, yer değiştirdikçe bulanır. kitap 46 kısa parçadan oluşuyor; “kaldırımda”, “trende”, “kafamın içinde” gibi mikro mekanlar üzerinden ilerliyor. olay örgüsü neredeyse yok. bunun yerine gündelik anlar, insanların arasından geçip giden sessiz bir karakter ve o anlara yapışan duygular var. anlatıcı orta yaşlı, isimsiz, yalnız bir kadın. bir ofiste çalışıyor ama işiyle gerçek bir bağı yok. hayatı bir tür sis perdesinin ardından izliyor. hayata karşı o kadar mesafeli ki, kitabı okurken “abla ister misin yerini ben doldurayım?” diye sorasın geliyor. “yalnızlık benim ticaretim” derken fazla abartmıyor, evi bile spartan. ilişkileri de aynı mesafede. onu aldatan uzun süreli sevgili, ara ara hayatına girip çıkan evli adamlar, arkadaşının kocasına duyduğu ama hiçbir yere varmayan çekim… hiçbiri bağ değil, sadece temas. ailesi ise açık bir kırılma noktası. sürekli eleştiren, bunaltan bir anne ile genç yaşta kaybettiği bir baba. bu ikisi, kadının bugün kimseye tam yaklaşamamasının temelini oluşturuyor. kendisine bakışı bile sert “aynaya bakmaktan kaçınırım, çünkü yüzüm beni hayal kırıklığına uğratır.” kitabın ana teması çok net “ait olduğum yer” diye bir şey yok. sabit bir konum değil; bulanıklık, kayıp, köksüzlük hissi. günlük hayattaki küçük temaslar var; kahveci, yüzücüler, konferanstaki filozof, eski sevgili gibi onlar da birer anlık çarpışma sadece. ince bir yalnızlık ağı örüyor hepsi. melankoli kitabın sürekli tonu. karanlık değil ama devam eden bir ağırlık var. bahar ayları özellikle tetikleyici. hafifçe engebeli her durumda, doktor beklerken, araba sürerken, evden çıkarken, tedirginlik eşlik ediyor. mekanlar da bu melankoli ve dramadan nasibini alıyor. mekanların kendisi de duygu taşıyor işte. mezar gibi bir ofis, mağara gibi bir otel odası, başkalarının acısıyla kirlenmiş havuz suyu. nadir hafiflik anları var, mesela güneşte sandviç yerken hissettiği “terk edilmemişlik” gibi ama o da anlık. bence hayatında bir tek sandviç yerken mutlu oluyor, o da iki sayfa sürüyor. lahiri'nin en güçlü tarafı gözlem. anlatıcının trattoria'daki baba kız sahnesinden havuzdaki kadınlara kadar her şeyi mikroskobik şekilde yakalaması, aslında kendi iç boşluğunu anlamlandırma yöntemi ama sürekli aynı tonda gezindiği için bir noktadan sonra biraz tekdüze hissettiriyor. ruh hali çok sabit, dolayısıyla roman duygusal olarak hep aynı yerde duruyor. finalde kırık bir tabak metaforu var, ki çok şükür en azından o noktada bir görsel harekete geçiyor metin. çatlak kapanmıyor ama yapıştırıcıyla birleşiyor falan. hepimizin bildiği o hikaye o metafor…
Alıntı
Olduğum YerJhumpa Lahiri · Domingo Yayınevi · 2022969 okunma
·
53 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.