Allah kula, belli bir saha içinde hareket serbestisi vermiştir. Bunun mutlak hududunu, ancak kendisi bilir kulunun bu müsâade sahası içindeki fillerinde de ‘El Hâlık’ sıfatıyla tecelli ederek onları halkeder. Aksi halde cüzi iradeler, hiçbir hüküm ifade etmez. Her beşeri fiilde, o fiili halk etmek üzere, ilahi iradenin de bulunması ferdi mes’uliyeti ortadan kaldırmaz. Çünkü bu “müsaadeeler sahası”nda Rabbimiz, kulun bizzat istediği ve azmettiği fiili halk eder. O’nunla ezel‘de bir misak akdetmiş ve kendisini bu aleme imtihan için göndermiştir. Kulu istediğini halketmese, mükafat ve mücazat mesnedsiz kalırdı.