·390 syf.··Beğendi
···Okunma: 04 Aralık 2025 08:35 Öncelikle şunu belirtmek istiyorum çook uzun süredir beni bu kadar etkileyen, beni bu kadar sarsan bir kitap okumamıştım. Tek kelime ile muazzam.
Kitapta yok yok. Tarih, aşk, ihanet, kardeşlik, hırs, savaş, ölüm, sevgi ve daha niceleri...
Şah İsmail ve Sultan Selim. İki Türk, biri Alevi biri Sünni, iki Müslüman. Aynı zamanda birbirlerini bir kaşık suda boğmaya hazır iki düşman.
Kitap ikisinin birbiri ile olan mücadelesi üzerinden ilerliyor; mektuplaşmalar, hediyeleşmeler, tehtidler, meydan okumalar, savaşlar, mağlubiyetler..
Şah cephesinde olanları yeğeni Kamber Can'ın, Sultan cephesinde olanları ise yardımcısı Hüseyin'in ağzından okuyoruz bu sebeple iki tarafı da objektif değerlendirebiliyoruz iyisiyle, kötüsüyle, tarafsızca.
Bir ana karakter daha var Taçlı Hatun, ilk Ömeri sonra Şah'ı, ondan sonra Sultan'ı en son da Kamber Can'ı aşık ediyor kendine eşsiz güzelliği ile.. ama hiçbirinin olmuyor, kara toprak hariç :)
Benim için en sarsıcı sahne Hüseyin'in Çaldıran savaşında kendi kardeşini yani Hasan'ı öldürmesiydi. kardeşi kardeşe vurdurmaları... Oradan itibaren kitap bitene kadar gözlerim dolu dolu okudum.
Çaldıran savaşını Şah İsmail kaybediyor. Sadece savaşı da değil karısını da kaybediyor. Sultan Selimin himayesi altına giriyor Taçlı Hatun. Zamanla Selim'e aşık oluyor. Bu durum Şah İsmail için büyük bir yıkım.. kendine gelemiyor bir daha. En son mide kanamasından ölüyor.
Sultan Selim ise babasına yaptığı bir saygısızlık yüzünden babasından beddua alıyor. O beddua sonucu vücudunda çıkan ölümcül yaralar ile ölüyor.
Hem Şahsız hem sultansız kalan Taçlı Hatun ise dayanamayıp İntihar ediyor ve kitap orada bitiyor. Üstünkörü anlatmaya çalıştım değinmediğim birçok nokta var bunlar sadece aklımda kalanlarrr. Akıcı, tarihten beslenen, kurgusal ama mükemmelll bir kitap. Herkes okumalı.