Puan vermedi·408 syf.····Okunma: 03 Aralık 2025 11:17 Yazarla ilk kez tanıştım. Kitap başlangıçta ggüzel bir kurgu sunuyor olsa da ilerledikçe, özellikle tarihçi gözüyle rahatsız olduğum noktalar arttı.
Roman, Ermeni hemşire Efronya’nın zorunlu göçe tabi tutulması, bu süreçte yaşadığı acılar ve sevgilisi Asker Ragıp’la birbirlerini bulma mücadelesi üzerine kurulmuş. Hikaye, savaşın ve ayrılığın yarattığı yıkımı duygusal bir dille aktarıyor.
Gelelim beni rahatsız eden kısma…
1915 sürecine dair “Tehcir Kanunu” ve bu kararın neden, nasıl ve hangi şartlarda uygulandığı konusunda romanda oldukça tek taraflı bir anlatımla karşılaştım. Bu durum eserden uzaklaşmama sebep oldu; hatta bir an yarım bırakmayı bile düşündüm. Oysa bu konuya ilişkin çok sayıda belge var. Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı’nın en çetin döneminde bazı gerekçelerle belirli Ermeni nüfusu savaş bölgelerinden uzaklaştırma kararı almıştı. Bu süreçte elbette zorunlu göç, hastalık, açlık, eşkıya saldırıları ve savaş koşullarının kendiliğinden tetiklediği ağır kayıplar yaşandı.
Fakat 1915 gibi çok yönlü ve hala tartışılan bir dönemi tek bir bakış açısından anlatmak bence doğru değil. Böyle tarihsel süreçleri anlamak için farklı belgeleri, uluslararası çalışmaları, Osmanlı arşivlerini ve birçok tarihçinin değerlendirmesini birlikte düşünmek gerekiyor.
Romanda ise bu geniş tarihsel çerçevenin sadece belirli bir kısmı ele alınmış. Ermeni örgütlerinin eylemleri, dönemin karşılıklı çatışmaları ya da siyasi–askerî koşullar neredeyse hiç yer almıyor. Bu tek yönlü yaklaşım beni gerçekten rahatsız etti. Üstelik Çanakkale Savaşı’nın bile bana göre küçümseyici bir dille verilmesi hoşuma gitmedi. Bunlar tamamen benim görüşüm.
Kısacası O Yıl, edebi açıdan akıcı olsa da tarihsel olarak böylesine geniş ve karmaşık bir dönemi tek taraflı ve duygusal bir çerçevede sunması nedeniyle kitapla güçlü bir bağ kuramadım.