9/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2025 50. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2025 23:32
Daha kitabın ilk sayfalarını okumaya başlar başlamaz bir merak duygusuna kapıldım. Metin, Özge ve Ceyda üçlüsünün anlatıldığı hikayede psikoloji bilgisi olanlar aslında gerçek ya da baş zorbalığı yapan ilk kişiyi anlıyor ama enteresan bir şekilde hikaye içine çekiyor. Hikaye üzerinden verilen duygusal zorbalık ve duygusal şantaj örnekleri günümüz için çok faydalı. Benim başarmam yetmez, onun başarısız olması ve yarıştan diskalifiye edilmesi lazım, başlığı altında artık hayatın bir yarıştan ibaret olduğu ve zorbalığın hayatta kalmak için verilen bir mücadeleye dönüştüğü güzel bir şekilde izah edilerek kitaba giriş yapılmıştı. İlk bölümde kişinin kendisi mi yoksa sahip olduklarıyla mı bir benlik oluşturduğu sorgulaması yapılıyordu. Yani profesör ünvanımızı, malımızı mülkümüzü,soyadımızı atarsak geriye kalan benlik bizi mutlu mu ediyor mutsuz mu diye düşündürüyor. İkinci bölümde, herkes mutlu ben değilim, başlığı altında mutluluk zorbalığı açıklanarak dijital hayatın zararlarından bahsediliyor. Sosyal medyada gördüğümüz, kişinin sadece bir anını paylaştığı fotoğrafı onun tüm hayatı olarak algılayıp kıskanan insanların duyguları ve bunun hayatlarını nasıl etkilediği anlatılırken hava değişiminin nasıl etkili bir terapi yöntemi olduğuna da değiniliyor. Tüketim zorbalığı ve her şeyi isteyemezsin- bütün oyuncaklar senin olamaz başlıkları da zaten başlığının açıklamasını yapıyor. Üçüncü bölümde son zamanlarda herkese dayatılan ben özelim, ilk önce kendim, ben en iyiyim saçmalılığının eleştirisi yapılarak aslında hepimizin sıradan olduğuna vurgu yapılıyor. Sevgi kılığındaki zorbalık için en yaygın kullanılan ve en tehlikeli cümle, ben senin iyiliğin için söylüyorum, başlığı altında da duygusal şantaja değinilerek insanların nasıl manipüle edildiği anlatılıyor. Sosyal medyayı kullandığım tek mecra burası olduğu halde insanların bir başkasının mutlu görünümlü paylaşımından ne kadar mutsuz olduğunu gördüm; bir başkasının mutlu bir evliliği, başarılı bir çocuğu ya da fazla maaşlı bir işi olduğu için diğerini nasıl kıskandığına hep şahit oldum ne yazık ki. Bu kitabı böyle insanların özellikle okuması gerektiğini düşünüyorum ama bu kadar haset duygusuna sahip bir insana sadece bu kitabın yeterli olmayacağına da eminim. Teknoloji maalesef hayatımıza duygusal anlamda korkunçluklar yükledi. Çevremde haset etmeyen, kıskanmayan birine çok az sayıda rastladım maalesef. Hasetin ve kıskançlığın olmaması güzel ahlaklı olmak demektir ve toplum olarak güzel ahlaktan ne kadar uzaklaştığımızı da içim acıyarak okurken bir kez daha anladım. Herkes konfor peşinde, herkes rahatça para kazanmak istiyor, herkes birinci, en iyi, en mutlu olmak istiyor. Bu mümkün olamadığı gibi insanı da mutsuzluğa sürükleyen korkunç bir istek aslında. Özge örneği üzerinden kitap bana bir soru daha sordurdu: Aslında şikayet ettiğimiz tüm o yoğunluk ve koşturmaca bizi depresyondan alıkoyan bir neden olabilir mi? Tabii ki bu koşturmaca depresyona da götürebilir ama burada insanın hayatına nasıl yön verdiği önemli elbette. Kitap için en büyük eleştirim, ne olursa olsun ortada bir nikah, karı koca ilişkisi, bir evlilik varken sanki Ceyda en haklıymış gibi gösterilmesiydi. Evlilik günümüzde eskisine oranla daha az kutsal sayılsa da (öyle sayılması daha az kutsal olduğu manasına gelmiyor tabii ki) yine de evliliktir. Karı ve koca aile kurmayı, henüz çift olmayı başaramamış olsa bile ortada bir nikah var.
Psikoloji
Duygusal Zorbalık - “Senin İyiliğin İçin Söylüyorum"Müthiş Psikoloji · Destek Yayınları · 2025157 okunma
·
160 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.