Küllük Kıraathanesi yıkılınca yerine geçen Marmara Kıraathanesi, konukları olan Marmatörler tarafından bilgilerin, tartışmaların döndüğü, birçok tanıdık simanın yerini aldığı yer. Hikayemiz de burada geçiyor.
Özellikle babalarımızın annelerimizin kuşağı tarafından belki de son aşamaları görülen kıraathanede - ki dönemin son kıraathanesidir Marmara Kıraathanesi- dönen hikayemiz birçok kişinin birbirleriyle ilişkilerini ve dönemin sorunlarını da işliyor.
Kahvehanelere neden kıraathane deniliyor ki sanki? Eskiden kıraathanelerin bilgi ve kültür yuvası olduğunu öğrenince çok şaşırmıştım. Kıraathane sadece kötü bir kahveyi, dedeleri ve orada olan olayları düşününce de pek de bilgi ve kültür yuvaları halinde düşünemiyorduk tabi.
Bu roman da bu eski kültürün son izlerini taşıyan Marmara Kıraathanesinin hikayelerini anlatıyor. bu kıraathanenin çok ünlü ziyaretçileri var. Hüseyin Nihâl Atsız , Sezai Karakoç , Hilmi Oflaz gibi marmaratörlerin ziyaret ettiği kıraathaneyi roman şekline getirmiş yazar.
bana kalırsa alın okuyun ve oraya gelen herkesin neler konuştuğunu, öğrencilerin neler öğrendiğini öğrenin.