"Ahlâkın öz-çıkarda, herhangi bir faydada ya da sevgi gibi nahif bir temelde temellenemeyeceğini ilk dillendirenlerden biri elbette Kant'tır. Ahlâkın apriorilerini akıldan türeten ve öznel istemeleri evrensele açılabilme kabiliyetleri üzerinden sorguya çeken filozofun görüşü ne kadar göz kamaştırsa da uygulamada temel bazı sorunlarla karşılaşır. Genel olarak sorun şudur ki, özsaygıya dayalı bu haysiyet ahlâkının uygulanabilirliği için gerek duyulacak motivasyonun (özellikle geniş kitleler düşünüldüğünde), nereden temin edileceği muallâktadır.
Kant, gerçekte bir başka sınır bekçisi olarak aklın alanını yalnızca metafizik bağlamda sınırlamaz. O aynı zamanda ahlâkın varlığını mümkün kılan özgürlüğün alanına uzanan harici belirlenimlere de sınır çizer. Başka deyişle onun sınır çizme operasyonları asıl olarak insanı dışarıdan belirleyen ve onu 'ergin olmayan' durumlarına düşüren girişimlere karşı yapılmıştır. Bu sebeple aklın teorik ve pratik kullanımlarında ısrar eder. Fakat yine de burada halledilmesi gereken bazı problemler vardır. Çünkü insan hayata biçim veren bir varlık olduğu kadar hayat karşısında duygulanan, alımlayan, biçim alan bir varlıktır. Kant'ın akla yaptığı vurguların haklılıkları bir yana, aklın tümel bir belirlenim olarak her şeye sirayet eden totalitesi, yaşamın biricikliklerini de örseleyen, tikeli tümele heba eden süreçleri de beraberinde getirir. Bu ise katı bir hiyerarşide gerçek özgürlüğü yani devletin ya da toplumun içinde kendi biricikliğini koruyabilen öznelliği ortadan kaldırır."
Arzunun Psikomitolojisi, Destek Yay. - Ocak 2025 s. 152 / Arzunun Oyun Alanı·Kitabı okudu