Paulo Coelho’nun bu romanı, insanın içindeki iyilik–kötülük mücadelesini, korku ve ahlaki seçimler üzerinden anlatan felsefi bir öyküdür.Küçük, sakin bir kasabaya bir yabancı gelir. Bu adam, hayatın karanlık yüzüyle sınanmış ve insanlığın özünde iyi mi yoksa kötü mü olduğunu anlamak isteyen biridir. Yanında büyük miktarda altın vardır. Kasabayı bir deneye sokmak ister.
Yabancı, genç bir kadın olan Chantal Prym ile konuşarak teklifini açıklar:
Köylüler bir kişiyi öldürürse, tüm köyü zengin edecek kadar altın verecektir.
Eğer öldürmezlerse, hiçbir şey vermeden köyden ayrılacaktır.
Chantal, fakirlik ve çaresizlik içinde yaşayan bir kadındır; içindeki iyilik ve kötülük arasında gidip gelir. Bir yanıyla bu altını fırsat olarak görürken, diğer yanıyla böyle bir kötülüğe sebep olmaktan korkar. Köylüler de aynı ikilemde kalır: Açlık mı, ahlak mı?
Köyde tartışmalar büyür; herkes korkuları, çıkarları ve vicdanıyla sınanır. Chantal sonunda yabancının bu oyunu bozmak için harekete geçer ve köylülerin masum birini öldürmesini engellemeye çalışır. Güzel bir kitap.