Elbette mutlak ilahî emirler olmadığı için, laik etik, sık sık zorlu çelişkilere düşüyor.
Bir davranış, birine zarar verip, başka birine iyi geliyorsa ne olacak?
Fakirlere yardım etmek için zenginlerden daha fazla vergi almak etik mi?
Zalim bir diktatörü devirmek için kanlı bir savaşa girilir mi?
Bir ülke, sınırsız sayıda mülteciyi kabul etmeli mi?
Laikler, bu tür ikilemlerle karşılaştıklarında, tanrı ne buyurmuş diye sormazlar. Onun yerine, ilgili tüm tarafların duyguları ölçülüp tartılır, geniş ölçekli gözlemler yapılıp olasılıklar değerlendirilir ve mümkün mertebe az zarara yol açacak bir orta yol aranır. Mesela, cinsellikle ilgili tutumları düşünün. Laik insanlar, tecavüz, eşcinsellik, hayvanlarla cinsel ilişkiye girilmesi ve ensesti uygun bulup bulmadıklarına nasıl karar verir? Duyguları masaya yatırarak. Tecavüz, ilahi bir emre aykırı olduğundan değil ama insanlara zarar verdiğinden elbette ahlaklı değil. Oysa, birbirini seven iki erkek arasındaki ilişkide kimse zarar görmediğinden yasaklanmasına gerek yok.
Peki ya hayvanlarla cinsel ilişki?
Eşcinsel evliliğe dair katıldığım pek çok özel ve kamusal tartışmada, illa biri çıkıp, iki erkeğin evlenmesi normalse, o zaman neden bir erkekle bir keçinin evlenmesine de izin vermiyoruz, gibi sorular sorar. Laik bakış açısından cevap açık. Sağlıklı ilişkiler, duygusal, zihinsel, hatta manevi derinlik gerektirir. Bu tür bir derinlik taşımayan evlilikler, insanı hüsrana uğratır, yalnızlaştırır ve psikolojik açıdan baltalar. İki erkek, hiç şüphesiz, birbirinin duygusal, zihinsel ve manevi ihtiyaçlarını karşılayabilir. Keçiler için aynı şey geçerli değil.21. Yüzyıl İçin 21 DersYuval Noah Harari