Gönderi

Dünya hala yaşanacak bir yer mi?
10/10
·375 syf.··
Beğendi
·
2025 16. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2025 08:59
Bu kitabı okurken, komşu ülkemle ilgili satırlarda kendime tanıdık gelen pek çok şey olacağını düşündüm. Fakat tanıdık gelen tek şey; yeraltı kaynaklarına sahip olan ve çoğunluğu Müslüman halkların, sanki kaderleriymiş gibi yaşadıkları kaçınılmaz acılar oldu. Kitap, doğrusu ve yanlışıyla bana şunu düşündürdü: Dışarıda bir dünya var. Gözümüzü kapatsak belki görmeyiz, ama ondan kaçtıkça o dünya bir gün bizi de yakalayacak ve kanlı elleriyle boğacaktır. Biz ise çoğu zaman gerçeği saklamayı, halının altına süpürmeyi tercih ediyoruz. Orada ölenler ya da acı çekenler biz olmadığımız için, haberlerde kısa bir üzüntüyle görüp sonra hayatımıza devam edebiliyoruz. Hatta bir yerden sonra bazıları için o insanlar artık “kurtarmaya bile değmeyecek cahil halklar”a dönüşüyor. Bu gerçekleri “Evet, maalesef hayatları çok zor” diyerek kendimize daha katlanılabilir hâle getiriyoruz. Niyetim “Ben duyarsız değilim, diğerleri öyle” demek değil ama ne yazık ki tablo bu. Eğitim hayatının az da olsa içinde olan biri olarak, kitabı okurken hep şunu düşündüm: Biz çocuklarımıza bir dünya inşa etmeye çalışıyoruz ama o dünya gerçekte yok ve belki de hiçbir zaman olmayacak. Onlara, bizim kanatlarımızın altında asla karşılaşmayacakları kadar güvenli ve adil bir dünya anlatıyoruz; fakat dışarıda onları adaletsiz ve acımasız bir gerçeklik bekliyor. Peki bu ne kadar doğru? Onları korumaya çalışırken farkında olmadan yanıltmış mı oluyoruz? Bunu gerçekten bilmiyorum. Ayrıca fikirlerimi anlatırken, “Yazar Amerika’yı iyi göstermiş veya diğerlerini kötü göstermiş” gibi tartışmalara girmek gibi bir derdim yok. Çünkü bunu zaten her yerde bağıran bir sürü insan var. Benim görmemiz gerektiğini düşündüğüm şey daha farklı. Kitaptaki bir cümle bunu çok iyi anlatıyor: “Ülkemizi kendi ellerimizle mahveden ve cehenneme çeviren halkımızı düşündüm.” Bu cümle beni derinden sarstı. Çünkü “Big Brother” ne derse kabul edip ses çıkarmadıkça, halk kendi içinde kendisini yutan bir yılan yetiştiriyor; ta ki sıra kendisine gelene kadar. Bu satırları okurken aklıma Stefan Zweig’ın Mecburiyet eserinden bir alıntı geldi: “Hak! Hak demek! Artık dünyanın neresinde haktan bahsedebiliriz ki? İnsanlar öldürdü onu. Herkesin kendi hakkı var ama onların gücü var ve şu an önemli olan da bu…” “Neden güçlüler? Çünkü bu gücü onlara biz veriyoruz. Ödlekçe davrandıkça güçlü olmaya devam edecekler. Bir insan bile onları reddetse o güç yok olabilir. Ama ‘belki arada kaynar giderim’ diye başımızı eğdiğimiz sürece, sorumluluktan kaçtığımız sürece, ancak köle oluruz ve daha iyisini de hak etmiş olmayız.” Sonuç olarak, hangi ülke olursa olsun bu zulmü yaşayan insanların tek istediği şey çok basit: İnsanca yaşama hakkı. Gerekirse başka ülkelere sığınarak bile olsa, sadece buna ulaşmaya çalışıyorlar. Bu kitap boyunca hissettiklerim bunlardı. Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Uçurtma AvcısıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2024192,2bin okunma
·
32 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.