Puan vermedi·264 syf.····Okunma: 06 Aralık 2025 23:44 Öncelikle ilk başta eleştirilerimle başlamak istiyorum çünkü çok fazla övülmesine rağmen beklentimi karşılamayan bir kitap oldu. Koku benim için çok inişli çıkışlı bir kitap oldu. Kitap genel olarak dümdüz bir yazı şeklinde yazıldığı için kendilerini rahat bir şekilde değil de sorumluluk bilinciyle bitirebildim. Dümdüz yazıdan kastın ne derseniz şöyle ki kitapta çok az diyalog, uzun paragraflar ve gereksiz olduğunu düşündüğüm ve bazı noktalarda tekrarlayan betimlemeler vardı, okurken "eee tamam geç işte da yani" dediğim hatırı sayılır miktarda çok yer vardı. Evet gerçekten ruhsal betimlemeler vs güzeldi ama gerçekten boğulduğum ve bir an önce bitmesini istediğim çok yer oldu... Genel olarak cinayet romanlarını severim, o yüzden kapaktaki "Bir Katilin Hikayesi" yazısı ilk başta cezbedici geldi, kitabın sıkıldığım noktalarında motivasyonum bu ibare olmuştu aslında fakat "katil" olduğu kısmı sadece son 60 sayfada falan görüyoruz -en baştaki cinayeti saymıyorum.
Sevdiğim kısımlara gelecek olursak kitabı bitirdiğimde kesinlikle beğenmediğimi söyleyemem. Bazı kitaplarda bunu yaşıyorum, okuma serüvenim sancılı geçse de kitabın sonunda durup düşündüğümde kitabı aslında beğendiğimi veya iyi bir kitap okuduğumu fark ediyorum ki bu kitapta da bunu yaşadım. Yukarıda belirttiğim gibi kitabı ittire kaktıra bitirmiş olsam da kitap güzel bir kitaptı. Özellikle ana karakterimizin psikolojik betimlemelerini, içsel çatışmalarını, kendini arayışını, kendi kendine sorgulamalarını, bunların dile getirimini çok beğendim. Kendi kimliğini arayan bir insanı okuyoruz aslında kitapta. İnsanın temel kendi kokusunun pisliklerden üretilmesi çok realistikti bence, insanın içindeki pisliğin somut bir hale getirilmesiydi adeta ki zaten kitap boyunca da ana karakterimizin üzerinden faydalanmaya çalışan, onu suistimal eden insanlarla karşılaşıyoruz sürekli. Kitap boyunca devamlı olarak bunların önümüze verilmesi ve koku olarak da önümüze sunulması anlatıyı taçlandırmak gibi olmuş. Kitaptaki parfüm, pomat gibi şeylerin yapımıyla alâkalı her şey aslında bir eczacı işi olduğundan ötürü bir eczacı olarak okuması keyifliydi, yer yer kendimi farmakognozi/kozmetoloji/botanik derslerinde veya lablarındaymış gibi hissetim :D
Sadede gelecek olursak bitirdiğimde çok şükür dediğim ama yine de keyif aldığım(?), okumuş olmaktan da mutlu olduğum bir kitap oldu. Çevremde kitabı akıcı bulan bir sürü insan oldu, bunu hesaba katarsak eleştirilerimin bir kısmı sadece benimle alâkalı oluyor sanırım, o yüzden akıcılıkla ilgili kısımları göz ardı edebilirsiniz diye düşünüyorum. Konusu ilginç bir kitaptı. Güzel bir kış geçirmeniz ve yeni yılınızın güzel geçmesi dileğiyle ve olur ya sizi göremem, iyi günler, iyi akşamlar ve iyi geceler!
-Çünkü insanlar büyüğe karşı, korkunca, güzele karşı gözlerini yumabiliyor, ezgilere ya da gönül çelici sözlere kulaklarını tıkayabiliyorlardı. Ama kokudan kaçamıyorlardı. Çünkü koku, soluğun kardeşiydi. Onunla birlikte insanların içine giriyordu, yaşamak istiyorlarsa karşı duramıyorlardı. Hem de tam orta yerlerine giriyordu koku, doğrudan kalplerine ve oradan da akla karayı ayırır gibi ayırıyordu ilgiyle aşağılamayı, iğrentiyle zevki, aşkla nefreti. Kokulara egemen olan, insanın kalbine egemen olurdu.-
Orta Dünya Kitap Kulübü 3. Kitap, Kasım 2025