Alice Miller , bu kitapta bedene ‘konuşma hakkı’ veriyor.
Zihin ne kadar inkâr ederse etsin, ne kadar güçlü görünmeye çalışırsa çalışsın, beden sahnenin arkasında tüm kayıtları tutuyor. Ve bir gün, kişi cesaretle yüzleşmediğinde… beden kendi dilinde konuşmaya başlıyor: ağrıyla, hastalıkla, gerginlikle, bitkinlikle, hatta bazen “sebebi yokmuş gibi” görünen duygu patlamalarıyla.
Miller’ın asıl iddiası şu:
İnsanı hasta eden travma değildir; onu bastırmaya zorlanmasıdır.
Kitap, ebeveynleri kutsayan toplumların çocukları nasıl sessizleştirdiğini anlatırken aslında yetişkinlerin içindeki yaralı çocuğu işaret ediyor. Alice Miller, “affetmek zorunda değilsin” diyerek birçok kültürde tabu olan bir kapıyı açıyor. Onun için iyileşme, ebeveynleri suçlamak değil; nihayet gerçeği olduğu gibi görmek.
“İyileşmek, cesaret gerektiren bir sadelik işidir.”Diyerek son noktayı koyuyorum.