·336 syf.····Okunma: 08 Aralık 2025 03:41 Bilinmeyen bir zamanda, bilinmeyen bir ülkenin, bilinmeyen bir şehrinde bir körlük salgını başlar. Buna "beyaz illet" adı verilmiştir. Bu körlük herhangi bir hastalığa bağlı olmadan, hiçbir ortak noktaya sahip olmayan insanlarda kendisini göstermeye başlamıştır. İlk körleşen insanlar tespit edilir ve eskiden bir akıl hastanesi olan bir binada karantina altına alınırlar. Asıl hikaye buradan itibaren başlamaktadır.
Bu karantina sürecinde karakterlerin yaşadıkları bize, insanın çaresizlikte ne kadar ileri gidebileceğini çarpıcı bir biçimde anlatmaktadır.
Özellikle kitabın ortalarına doğru dehşetle okuduğum satırlar oldu. Yazar, insanın ne derece hayvanlaşabileceğini bu kadar yalın ama bir o kadar etkileyici cümlelerle anlatmış. Kitabın en sevdiğim yanı bende dizi/film izliyor etkisi yaratmasıydı. "Acaba şimdi ne yapacaklar?" diye bir merak içimi kemirdiğinden elimden bırakmak istemedim. Bu anlamda sürükleyici yönü öne çıktı. Bir puan kırmamın sebebi ise kitabın sonuyla ilgiliydi. Kitabın sonu olay örgüsüne göre daha zayıf kaldı fikrimce. Böyle çarpıcı bir hikayenin çok daha çarpıcı bir sonla bitirilmeye müsait olduğunu düşündüm.
Alıp okumaya değecek bir kitap olduğunu düşünüyorum kesinlikle. Unutamayacağım bir yolculuktu.