·320 syf.····Okunma: 01 Aralık 2025 01:34 Peyami Safa'dan okuduğum altıncı eser ve belirtmek isterim ki yazarla artık bütünleştik. Yazarı okumadan duramıyorum ve iyiki yollarımız kesişmiş diyorum. Derin ruh ve kişilik analizleri, toplum ve dönem analizleri, söz ve kelime cümbüşleri derken edebi şölenin zirvesine ulaşıyorum. Hatta bazen oluyor ki Safa'dan sonra okuduğum kitaplar çok hafif gelebiliyor. Ne zaman bir eserini bitirsem günlerce zihnimde yaşatıyorum. Yazar için uzun uzun yazmak isterdim fakat kitaba da yer bırakmak istiyorum. :)
Kitabın konusuna geldiğimde ise Peyami Safa'ya göre bambaşka bir kitap. Şimdiye kadar okuduklarım Türk toplumunun klişe aile yapılarını yoğunlukla yansıtıyordu ve karakterlerinide. Bu eser Milli Mücadele Döneminde Çanakkale cephesinde savaşmış bir Türk askerinin; İstanbul'a döndüğünde yaşadığı buhranı anlatıyor, yazarda bu şehri mahşer yeri olarak betimlemekte. Tabi bilirsiniz ki o dönemler açlık, yokluk hüküm sürmekte, sefalet diz boyu. Hükümet zaten son dönemlerini yaşıyor, düşmüş. Bir yanda yıkılmaya yüz tutmuş malum dönem, bir yanda kurtarılmayı bekleyen bir halk. Kısaca yazar öncelikle dönemi bir ele almış. Yetmemiş hükümetten çalan bir aile yapısını da kitaba oturtmuş. Zavallı askerimiz ortada. Bir yanda da sefalet içinde ve umutla bekleyen bir halk. Hatta aşk dahi sığdırmış. Yani siz bu kitabı okurken o yokluk dönemini, devletten ve milletten çalan aileleri, ve kitabın baş karakterinin ruh tahlillerini de çok yoğun bir şekilde hissediyorsunuz. Psikolojik sentezleriyle zihnin en ücra köşelerine kadar iniyor. Her açıdan zirve bir eser, hatta önceki okuduklarıma nazaran dolu dolu bir eser. Biraz Yakup Kadri'nin Yaban eserine benzettim. Ama Yaban'dan daha çok beğendim. Çok geri planda kaldığını düşünüyorum. Okuma listerine şölen katacak bir başyapıt..
Kitapla kalın.