Göremediğimiz Tüm Işıklar Önce dizisi filmi mi izlenmeli yoksa kitabı mı okunmalı ikilemimde "önce kitabı okumalıyım" düşüncemi haklı çıkaran bir okuma deneyimi yaşadım bu kitapla. Anlatımı, kurgusu, karakterlerin kişilik gelişimini romanın en başından alıp en sonuna kadar ilmek ilmek dokuyup getirmesi vs. her anlamda bana on numara okuma deneyimi yaşatan kitap oldu. Dizisini izlememiş olsaydım yani sonunu bilmemiş olsaydım meraktan bayılarak okuyacağım bir kitap olurdu ki buna rağmen öyle okudum. Galiba bu kitap için enfes kelimesini kullanmam benim roman anlayışıma hiç ters düşmez. Bu kitaptan dört beş sezonluk dizi çıkabilecekken bir sezonla (yanlış hatırlamıyorsam eğer) yetinmeleri yazık olmuş.
Romanda, 2. Dünya Savaşı sırasındaki Avrupa'nın anlatıldığını ve iki ana karakterin yollarının nasıl kesiştiğini onların iç dünyalarının betimsel bir dille bizlere yansıması şeklinde okuyoruz. Romandaki zaman atlamaları ile geçmiş ve şimdiki zamanın sıkça bir arada olduğunu ve bunun karakter gelişimlerine ve savaşın uzun süreli etkilerini daha iyi görüp daha iyi anlamamıza yardımcı olduğunu görüyoruz. Tarihsel doku yani 2. Dünya Savaşı atmosferi (özellikle sivillerin yaşamı) mekanların betimlemeleriyle inandırıcı ve etkileyici bir şekilde verilmiş. Sivil hayatın parçalanması, masumiyetin yitimi, ahlaki ikilemler ve küçük insani direnişler (radyo yayınları, küçük yardımlar vs.) savaşın insan hayatına etkisini romanda açıkça gösteren başlıkları oluşturuyor. Modern savaş edebiyatında etkileyici ve unutulmaz bir çalışma diyebiliriz. Kurguya, karakter özelliklerine, olay akışına dair pek bir şey söylemek istemiyorum. Eğer sizlerde benim gibi klasik roman anlayışına sahipseniz severek ve merak ederek okuyacağınıza eminim. Anthony Doerr