Bu kitapta beni en çok etkileyen şey, karakterin kendi kendine açtığı yollar oldu. Hikâye sakin ilerliyor ama bu sakinliğin içinde sürekli insanın içini sıkan bir döngü var. Okudukça “neden bu kadar zorluyorsun?” diye sordum kendi kendime. Bazı yolların bu kadar çetin seçilmesi, hikâyeye güçlü bir iç gerilim katıyor.
Ana karakterin hırsı, kararlarını daha en baştan ağırlaştırıyor. Akışına bırakabileceği anlarda bile diretiyor, kontrol etmeye çalışıyor, vazgeçmiyor. Bu hâliyle güçlü görünse de içten içe kendini tükettiğini hissettiriyor. En çok da bu yanına kızdım.
Hikâye büyük olaylarla değil, küçük ama kalıcı izler bırakan anlarla ilerliyor. Söylenmeyen sözler, yarım kalan hisler ve ertelenen duygular anlatının temelini oluşturuyor. Bitirdiğimde bana daha çok insanın kendiyle yaptığı sessiz hesaplaşmaları düşündüren, sakin ve içe dönük bir hikâye olarak kaldı.