Konstantiniyye Oteli’ndeki “edebi ve ebedi gölgeler” bölümünün genişletilmesiyle ortaya çıkan Gölgeler, romanın arka planda bıraktığı edebi yüzleri ön plana çıkarıyor. İstanbul’un belleğinde yer etmiş yazarlar, şairler ve düşünürler birer “gölge” olarak sayfalarda dolaşıyor.
Bu isimlerden bazıları Fatih Sultan Mehmed, Mustafa Kemal Atatürk, Halide Edip Adıvar, Nâzım Hikmet, Sabahattin Ali, Yaşar Kemal…Ancak bu büyük isimler, eserlerinde kullandıkları mahlaslarıyla — yani takma adlarla — anlatılıyor. Bu lakaplardan bazıları ise şöyle;
“Avni”, “Asım Us”, “Halide Salih”, “Kemal Sadık”, “Saksağan”…
Evet, kitabı okudum bitirdim ve dürüst olacağım “ne anladın?” derseniz… açıkçası hiçbir şey.
Zülfü Livaneli’nin kalemini çok severim, hatta 10’dan fazla kitabını okumuşumdur. Bu yüzden beklentim yüksekti ama bu kitap beni maalesef hayal kırıklığına uğrattı.
Yazılma amacı elbette değerli, büyük isimleri unutmamak, edebi bir saygı duruşu oluşturmak güzel bir fikir. Fakat hikâye anlamında olay örgüsü yok denecek kadar zayıftı. Bu nedenle kitaba bir türlü konsantre olamadım ve gerçekten içine giremedim.
Sonuç olarak beni pek tatmin etmedi. Kendi adıma tavsiye edebileceğim bir kitap değil.