Gönderi

Ben. Deli. Değilim!
7/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2025 161. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2025 23:01
Bir insan neden kötülük yapar? Nasıl bir başka canı yakar ya da daha kötüsü ona kıyar? Kötü şeyler sadece düşüncede kaldığı sürece sorun yokken hangi noktada dışarı taşarak davranışlarımıza yansır? İçimizdeki hain tarafın çağrısına uyduğumuz takdirde korkunç biri haline mi geliriz veya deli? Peki ya bunun bir geri dönüşü olmaz mı? Bir anlık cinnetin ardından hayatımızı hiçbir şey olmamış gibi, eski şekliyle sürdürmek mümkün müdür? Özellikle de çoktan birinin canına mal olmuşken? Yoksa yaptıklarımızın pişmanlığı altında ezilerek kendi sonumuzu da yine kendimiz mi getiririz? Vesaire vesaire. İşte bu kitapta yani Hain Yüreğim 'de Wulf Dorn ’la beraber saydığım sorulara birtakım cevaplar arıyoruz. Bir akşam, ana karakterimizin anne ve babası yıldönümlerini kutlamak üzere dışarı çıkınca bebek olan erkek kardeşiyle ilgilenmek de hiç istememesine rağmen ablası Dorothea’ya kalır. Ertesi sabah aile kahvaltı için bir araya gelirken bebeği alma görevi her zamanki gibi Doro’ya verilir ama Kai’in odasına girdiğinde Dorothea’yı karşılayan şey çığırtkan bir bebekten ziyade morarmış vücudu ve sonuna kadar açtığı simsiyah gözleriyle onu bekleyen bir cesetten başka bir şey değildir. İşin en kötü tarafı ise dün akşam çocuğu en son görmüş kişi olması gereken kızın o gece yaşanan hiçbir şeyi hatırlamamasıdır. Kardeşinin ani ve gizemli ölümü, ardından anne-babasının ayrılması, aşırı derecede özel olan sinestezik durumu ve sınav stresi derken Doro tüm bunlarla baş edemiyor ve ağır bir depresyona giriyor. Gördüğü gerçeküstü halüsinasyonlar sonucunda ise kliniğe yatırılıyor. Daha sonra Dorothea ve artık bekar bir kadın olan annesi ufak bir kasabadaki yeni evlerine taşınıyorlar. Yine de Dorothea huzurlu olmaktan çok uzak bir durumda çünkü ne bu taşra yer ne de yeni psikiyatristinin karşı komşusu olması onun için iyi bir haber. Hele ki kardeşinin çarpıtılmış, hayali bir versiyonu hâlâ onun peşindeyken. Ve tüm bunların üstüne, fırtınalı bir gecede Doro gördüğü korkunç kabus sonrasında bahçelerindeki eskimiş kulübede yaralı bir genç buluyor. Ya da en azından o öyle sanıyor çünkü kendisinden yardım dileyen bu oğlana bizzat elleriyle dokunup gerçek olduğundan emin olmasına karşın birilerini çağırmak için gittiğinde kulübeyi bomboş buluyor. Haliyle ne gelen polis, ne ambulans ne de annesi orada olmayan bir oğlanın varlığı konusunda Dorothea'ya inanıyor. Kızın önceki yaşadıkları ise herkesin ona deli yaftası yapıştırması için yeterli oluyor. Bu durumda Doro’nun yapabileceği tek şey haklı olduğunu kanıtlamak, öyle ya insanlar aksini iddia etse de o deli falan değil. “Ben. Deli. Değilim!” Gerçi kahramanımız sonradan öğreniyor ki gördüğünü savunduğu oğlan aslında çok yakın bir tarihte intihar etmiş. Ama elbette ki bu ölüm oldukça şüpheli. Çünkü ortada çok fazla alkol ve uyuşturucu tükettikten sonra kendini yakarak öldüren biri var ama ceset kimliği tespit edilemeyecek vaziyette ve polislerin elindeki tek kanıt da içinde bulunduğu aracın bahsi geçen oğlana yani Kevin’a ait olması. Ayrıca Doro’nun kardeşinin halüsinasyonunun aksine hiç tanımadığı bu oğlanı hayal olarak görebilmesi oldukça imkânsız bir durum olurdu çünkü zaten ikisi daha önceden hiç karşılaşmamıştı. İşte biz de hikâye boyunca Dorothea’nın gerçeğin peşinde koşarken başından geçenleri ve kimse yaşadığına inanmasa dahi gördüğü o yaralı oğlanın iyiliği için yaptıklarını okuyoruz. Ne gerçek ne değil insanın kestiremediği ve hikâye boyunca sürekli olarak bizi “Bu kız gerçekten haklı mı, yoksa sadece bir zırdeli mi?” diye ikileme düşüren ilginç bir eser. İlginç dedim zira yazardan okuduğum diğer iki kitabın aksine ( Fobi ve Oyunbaz ) Hain Yüreğim biraz daha sönük kalsa ve olayların yavaşlığı sebebiyle bir tık sıkılmama sebep olsa da her şeye rağmen yine de kendini sonuna kadar okuttu. Üstelik bu süre de 35 saat gibi oldukça iyi bir zamandı. Dorothea’nın sahip olduğu sinestezi yeteneği cidden farklı bir şey. Sinestezik bireylerin duyuları son derece gelişmiş ve algıları da çok açık oluyor; ayrıca pek çok şeyi de duyularıyla ifade ediyorlar. Doro ise insanları, nesneleri ve durumları renklerle bağdaştırıyor. Sırf bu bile onu bugüne kadar okuduğum karakterlerden ayırıyor. Ayrıca olayları ve detayları farkında bile olmadan herkesten daha iyi şekilde aklında tutabilmesi de ona arayışında büyük bir avantaj sağlıyor. Gerçi gördüğü halüsinasyonlar ve insanların onu deli zannetmesi yüzünden çoğu zaman kendine olan inancını bile kaybetmesi onu bu potansiyeli kullanmaktan büyük ölçüde alıkoyuyor. Ama yine de finalde gerçeğe hemen hemen sinestezi yeteneği sayesinde ulaşıyor yani hiçbir şey boşuna değil. Kitabın finali ise tıpkı Wulf Dorn ’un diğer hikayeleri gibi etkileyiciydi. İnsan, o kadar sayfa arasına serpiştirilen ve birbirinden bağımsız gibi gözüken tüm o detayların finalde nasıl bir araya gelebildiğine hayret ediyor doğrusu. Beklenmedikti ve bazıları için kötü bitti, üzüldüm de hani gitti gül gibi… Öhm, neyse isim vermeyelim de tadı kaçmasın. Sonuç olarak Hain Yüreğim güzel bir hikâye. İnsanın gerçeklik algısıyla oynayan ve ana karakterin akıl sağlığından şüphe ettiren bir kitap. Böyle güvensiz anlatıcının olduğu eserler okumayı seviyorsanız ya da psikolojik-gerilim türündeki hikayeler ilginizi çekiyorsa kesinlikle öneririm. Sadece biraz aralarda uzatılmış olduğunu düşünüyorum; yani Doro hem kendi kaçtığı geçmişine hem de o oğlan hakkındaki gerçeğe daha erken ulaşabilirdi zira kitapta merak unsurunu sağlayan tek durumlar bunlardı ve insan ister istemez işler fazla uzayınca hikâyeye olan ilgisini kaçınılmaz olarak yitirebiliyordu. Gerçi ben sabırsız bir insan olduğum için de çabuk sıkılıyor olabilirim. Yani bu yorum kişisel bir şey; belki sizde tamamen farklı olur. Bir de şöyle bir uyarı vereyim ya da daha doğrusu buna kitaptan çıkarılacak ders de denebilir: Bu devirde kimseye güvenmeyin, hele ki erkeklere. Ve bu kişi başından beri size karşı ilgili ve destekleyici davranıyorsa mutlaka ekstra dikkatli olun. Çünkü yüzde doksan ihtimalle altından bir çapanoğlu çıkacaktır. Elveda!
1000Kitap
Hain YüreğimWulf Dorn · Pegasus Yayınları · 20152,744 okunma
··
514 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ooo bayağı heyecanlıymış, sonuna kadar nasıl okudum ben bile anlamadım. Ellerine sağlık kitabı okumuş kadar oldum sayende
Firefly
Gönderi Sahibi
Gizem (≚ᄌ≚)ℒℴѵℯ❤