Bazı romanlar vardır, konusu gemi, av ya da yolculuk değildir; insanın içindeki o karanlık, çalkantılı ve dipsiz okyanusun haritasıdır. Moby Dick, Melville’in yazdığı değil, insanlığın gördüğü en büyük aynalardan biridir. Çünkü bu roman, bir balinanın peşinden giden adamların değil, kendi eksiklerini avlamaya çalışan ruhların hikâyesidir.
İshmael der ki: “Denize açılmak istiyorum.”
Oysa hepimiz biliriz ki, hiçbir insan durduk yere deniz istemez; insan, karada tutunamadığı için denize kaçar. Bu kitapta deniz, su değil; kaçışın felsefi adıdır.
Ahab: Sadece bir kaptan değil, insan ruhunun yaralı kaburgası
Ahab’ın Moby Dick’e karşı beslediği öfke, bir adamın intikamı değildir; kaderine yenilen insanın Tanrı’ya kestiği gizli bir faturadır. Kaptan Ahab’ı ilk gördüğümüzde, onda yalnızca bir bacağın eksikliğini görmeyiz; insanlığın tamamında eksik olan bir şeyin sızısını hissederiz. Çünkü Ahab’ın savaşı balinayla değil, kendi yenilmişliği ile ilgilidir.
Her insan ömründe bir kez Ahab olur;
bir şeye takılır, bir gölgeye, bir hatıraya, bir yaraya…
Ve geri kalan ömrünü o yarayı öldürmek yerine kaşımakla geçirir.
Moby Dick, Ahab’ın öldürmek istediği balina değil, içindeki iyileşmemiş kaderdir.
Balinanın kendisi: Görünmeyen hakikatin beyaz yüzü
Herkes balinanın peşinden koşar ama hiç kimse balinanın ne olduğunu tam olarak bilmez. Bu yüzden Moby Dick, Melville’in romanında yalnızca bir hayvan değil, bütün anlamların kör noktasıdır. Balina:
• Tanrı olabilir,
• Yazgı olabilir,
• İnsanlığın ortak sınavı olabilir,
• İnsanın kendine bile itiraf edemediği o “büyük boşluk” olabilir.
Melville bilerek söylemez. Çünkü bu kitap, cevabı olanların değil, cevap arayanların romanıdır.
Pequod: Bir gemi değil, insanlığın küçük bir maketi
Pequod’un mürettebatı, toplumun minyatürü gibidir; her milletten, her inanıştan, her yaradan iz taşırlar. Kimse kimseyi tanımaz, ama aynı karanlık suya bakarken içlerinden aynı korku yükselir. Çünkü insan tek başına kaldığında değil, kalabalık içinde yalnız kaldığında kendisiyle yüzleşir.
Geminin her kalkışında şu gerçek açıkça duyulur:
İnsan, denize açılmaz; kendi içine açılır.
İshmael: Hayatta kalanın değil, anlayanın sesi
İshmael kitabın sonunda ölmedi diye değil, hikâyeyi kavradığı için hayattadır. Melville’in büyük oyunlarından biri şudur: Bu romanın tek sağ kalanının İshmael olması, onun en güçlüsü olduğu için değil, en çok düşüneni olduğu içindir.
Çünkü bu romanda hayatta kalanlar değil,
hakikati görenler kurtulur.
Fırtına, okyanus, balina: Üçü de aynı gerçeğin yüzleri
Fırtına insanın korkusudur.
Okyanus insanın bilinmezliğidir.
Balina insanın sınavıdır.
İnsan bu üçünden birini yenerse diğerinde boğulur; çünkü Melville’e göre insanlık, kaderiyle savaşırken hep yanlış düşmana saldırır. Ahab’ın hatası da budur: Balinayı öldürmekle yazgısını öldüreceğini sanması.
Ve roman bize şunu acı bir şekilde fısıldar:
İnsanı öldüren düşmanları değil, kendi takıntılarıdır.
Son söz
Moby Dick, bir av hikâyesi değildir;
kendini avlamaya çalışan insanın, kendi gölgesine yenilişinin destanıdır.
Denizin bittiği yerde karaya varmayız;
insan, denizin bittiği yerde kendisiyle yüz yüze kalır.
Ve kitabın bıraktığı en büyük cümle şudur:
Her insanın içinde bir Moby Dick ve peşine takılmış bir Ahab vardır.
Kazanan tarafı ise kader değil, insanın neyi susturduğu belirler.
Moby Dick Ya Da BalinaHerman Melville