Tarihin İlk Shitpostu
10/10
·1024 syf.··
2025 6. kitabı
·
44 günde okudu
·
Okunma: 13 Kasım 2025 19:46
Vay be. Gerçekten vay be. Çok büyük adamsın Cervantes. Ne diyebilirim bilmiyorum bile. Don Kişot okumadan önce bile genel kültür olarak efsane bir kitap zaten. İlk modern roman diye öğretiliyor derslerde bir kere. Odysseus gibi bir şaheserin yanında duruyor diyebiliriz. Çoğu zaman ise değirmenleri dev zanneden bir adamın onla savaşı diye biliyoruz. Hatta ben küçükken bir film uyarlamasını izlediğime eminim tam da bu değirmen muhabbetini içeren. Ama hiç hatırlamıyorum ne yalan söyleyeyim. Peki Don Kişot gerçekten de değirmenlerle savaşan bir kaçığın hikayesini mi anlatıyor? Teknik olarak evet ama hikaye bundan çok daha fazlası. Don Kişot benim en sevdiğim medya türlerinden olan “Skyrimvari” bir kitap. Yani tek odaklı bir öyküsü yok aslında. Büyük bir öykü var evet ama ancak ana tema olarak yer alıyor ve çok da önemli değil. Don Kişot bir “hikayeler bütünü”. Aynı ana kahramanlarımızın başından geçen türlü çeşitli pek çok olay var Don Kişot’da. Yani aslında her bölümde yeni bir maceraya atılıyor diyebiliriz. Bu benim en sevdiğim türlerden biri ve doğal olarak Don Kişot’u hemen en sevdiğim kitapların arasına koymamı sağlıyor. Ama Don Kişot aynı zamanda bir şövalye hikayesi. Yani evet tahmin edebileceğiniz üzere bildiğiniz Skyrim diyebiliriz. Zamanının en popüler ve çığır açan kitaplarından biri. Zamanında normal bir yarı-soylu (çok emind eğilim ama varlıklı birisi işte) olan bir adamın şövalye kitapları okuyarak (ki o zamanlar bu kitaplar aşırı popüler) aklını biraz yitirmesi ve kendini bu şövalyeliğe adamasının hikayesi Don Kişot. Biraz edebi konuşmak gerekirse bir trajedi. Ama aynı zamanda da komedi. Yanına köyden Sancho Panza isimli arkadaşı alıp İspanya’nın çayırlarına bir “gezici şövalye” olmak için yola çıkıyor. Biz de bu ikilinin yol boyunca karşılaştıkları gariplikleri ve maceraları okuyoruz. Kitap da tam olarak bu minik hikayelerden oluşuyor. Elbette ana bir tema ve karakter gelişimleri de var ancak her en fazla 50 sayfada bir rotamız değişiyor, başka bir ortama giriyoruz ve bizim karakterlerimizin maceralarını hayretler içerisinde okuyoruz. Her şeyden önce bu karakterlere biraz değinelim. Don Kişot, her ne kadar aklının bir kısmını yitirmiş olsa da kendisi çok fazla kitap okuyan ve zamanı için çok akıllı ve bilge birisi. Çoğu zaman gerçeklik algısını yitirdiğini görüyoruz ama bilgelik bağlamında ne zaman konuşsa insanları etkiliyor, Sancho bile her defasında onun bilgeliğine ve aklına, bu aklının hareketleriyle uyuşmuyor olmasına şaşırıyor. Don Kişot her türlü ahlaki, dini ve kutsal bilgiye hakim ve bunları insanlara anlatırken de hitap şeklinin inanılmaz iyi olduğunu görüyoruz. Kendisinin bu kadar akıllı ve idealist olması ve aynı aklın ve idealizmin kendisini romanlarda hissetmesine yol açması insanları şaşırtıyor. Elbette bu ana karakterimizi tamamlayan bir de dostu var. Sancho Panza. Panza ise Don Kişot’un tam tersi diyebiliriz. Kendisi idealistten çok realist bir kişiliktir. Don Kişot prensesleri kurtarmaya, yoksulları doyurmaya ve adaleti sağlamaya çalışırken Sanço daha çok karnını doyurmaya, para kazanmaya ve bir ada valisi olmaya çalışır. Bu bakımdan Don Kişot ile zıt düşer ve çoğu zaman bunlarla ilgili kavga ederler. Sanço Don Kişot’a göre ahmaktır. Don Kişot ise Sanço’ya göre hayalperesttir. Şahsen bu usta öğrenci ikilemini çok beğendim. Kitabın asıl içeriği ise maceraları ve maceraları gerçekten çok güzel. Böyle macera deyince dövüşler falan gelmesin aklınıza, genelde dövüşler olmuyor olunca da bizim kahramanımızın dayak yemesiyle sonuçlanıyor genelde. Bazı hikayelerde sadece bazı karakterlerin oturup kendi hikayelerini anlatmalarını falan dinliyoruz. Ama genel olarak hikaye kalitesi çok iyi. Don Kişot’un delilikleri çok komik ve aynı zamanda yazar belli başlı şeylerle gerçekten güzel dalga geçmiş. Bunu okurken bazen fark edemiyorsunuz tam zamana hakim olmadığınız için ama sonrasında biraz araştırınca taşlar yerine oturuyor. Her şeyden önce şövalye romanlarıyla ağır dalga geçmiş Cervantes. O zamanının insan dışı kahramanlarının tek darbeleriyle devleri kesip geçtiği romanlara karşın Don Kişot’un her zaman o kadar güçlü olmadığına dair biyolojik engellerle karşılaşması ilk parodi kısımlarıdır diyebiliriz. Kahraman da olsa insan insandır der Cervantes. Yine aynı şövalye romanlarının o platonik aşklarıyla dalga geçer olmayan bir Dulcinea karakteri ile. Don Kişot hiç görmediği bu kadını o kadar idealleştirir ki onu bir saray prensesi olarak düşünür ancak kendisi bir köylü kadınıdır. Hatta dönemin tipik prenseslerinin görüntüsüne karşın da zıt bir görüntüsü vardır. Aynı zamanda idealist iyilik sistemi ile de dalga geçer. Don Kişot mahkumları dinledikten sonra onları kurtarır çünkü ideal olan onların o an anlattıkları gerekçeye bağlı olarak budur ancak sonrasında bu mahkumlar ilk iş Don Kişot’u soyarlar ve yine aynı adalet anlayışıyla dalga geçer. Hatta bir bölümde bir tane kadın çıkıp “ben güzel olduğum için sizi sevmek zorunda değilim” diyerek zamanının kadın algısını inanılmaz yıkan feminist bir eleştiride bile bulunmuştur. Fakat benim aralarından en sevdiğim ise, kendisinin ikinci kitabı çıkartmadan önce aradaki sürenin uzamasıyla başka bir yazar Don Kişot’un devam cildini yazar. Cervantes bunu da kendi kitabında alaya alır. Öyle ki normalde Cervantes kendi kitabının yazarlığını yapmaz, tüm bu metinlerin Arap bir tarihçiden alındığını söyler hatta bazen başka tarihçiler kullanır ve hata yapabileceklerini söyleyerek muhtemelen bu alıntı edebiyatı ile de dalga geçer. İkinci kitabın başında Don Kişot ve Sanço, bir yazarın kendi maceralarını yazdığını öğrenirler. Ancak bir kitap daha vardır onların hikayelerini anlatan ve bu sahte bir kitaptır. Don Kişot ve Sanço bu kitabı beğenmezler ve sürekli bu kitabı aşağılarlar. Yani gerçek hayatta eserini devam ettiren kişiyi kitabı yoluyla aşağılar. Çok akıllıcadır bu bence. Üstelik ikinci kitabın sonunda Zaragoza’ya giden Don Kişot bu yalan kitapta da oraya gider ancak Cervantes Don Kişot’un ağzından yazar ki eğer Don Kişot Zaragoza’ya giderse yalancı yazarı haklı çıkartır ve bu yüzden rotasını bile değiştirir. Böylece yalan kitabı her noktadan bitirmiş olur. Yani resmen zamanı için shitpost niteliğinde bir kitap kadar parodi ağırlıklı ve komik. Bu bakımdan gerçekten çok etkilendim. Üstelik bunu yaparken sizi her zaman bir maceraya sokuyor olması kitabın uzun bir yolculuk olma hissiyatına da bayıldım. Gerçekten şu ana kadar ki en Skyrim kitap bu kitap ama Yüzüklerin Efendisi’nden sonra tekrar bakabiliriz bu duruma. Don Kişot kesinlikle insanlık tarihinin en önemli edebi eserlerinden biri. Bu kadar büyük bir kitabın konusunun parodi olması bile çok ilginç ama resmen tüm bir dönemle dalga geçen ve bunu yaparken kendi macera hissini ve kalitesini bu kadar iyi koruyan bir eser hatırlamıyorum. Mutlaka ama mutlaka herkesin okuması gerekiyor. Benim için Notre Dame-ın Kamburu’nun yanında en sevdiğim kitaplar rafımda yerini alıyor ve daha iyi bir çevirisini okumak için tekrar elime alana dek bırakıyorum ama birden fazla okuduğum kitaplar serisine mutlaka girecek bir şaheser. Okuyun okutun.
Don KişotMiguel de Cervantes · Engin Yayıncılık · 200827,5bin okunma
·
59 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.