·199 syf.····Okunma: 12 Aralık 2025 12:58 Başak Kablan’ın YouTube’daki bir videosuna denk geldiğimde bu kitabın adı ilk kez kulağıma çarpmıştı. “Bu kadar etkili olabilir mi?” diye merak edip yorumlarda dolaştım; öğrenciden psikoloğa, ev hanımından genç kadınlara kadar herkesin benzer biçimde etkilendiğini gördükçe ilgim iyice cezbetti. Ve evet hanımlar, haklıymışsınız Bu kitap gerçekten insanın düşünce koridorlarında yeni kapılar açıyor.
Beni en çok etkileyen şey, satırların beni kendi ilişkilerime, hayatımdaki rollere ve en çok da kendi duygularımın köklerine bakmaya davet etmesiydi. Hatta o kadar kök ki aile geçmişine kadar. Birçoğumuzun büyürken belki de coğrafya farketmeksizin “önce başkası düşünülür” mesajıyla yetiştirildiği bir gerçek. Bu bölümde geçen şu cümleye özellikle takıldım ve paylaşmak istiyorum:
“İlişkilerde kadınlar genellikle ‘kurtarıcı’ ya da ‘tamir edici’ rolü üstlenerek aşırı yüklenirler. Diğer insanları şekillendirmek ya da sorunlarını çözmek bizim görevimizdir, üstelik bunu yapmak gücümüz dahilindeymiş gibi davranırız.”
İlişkilerin bir dans olduğunu söylemesi bana çok iyi geldi. Çünkü bu dansın ritmini sürekli öfkeyle zorlayamayacağımı, gerektiğinde bir adım ileri gereğinde bir adım geri çekilmeyi öğrenmem gerektiğini fark ettim. Yerimde öfkelenerek dönüp durmak bana da, karşımdaki kişiye de bir şey kazandırmıyormuş.
Öfke Dansı benim için yalnızca öfkeyi anlamak değil, ilişkilerdeki adımlarımı yeniden öğrenmek gibi bir deneyim oldu. Düşündüren, yüzleştiren ve insana “ben de öfkemi yönetebilirim” cesareti veren bir kitap.