Doğu'dan Uzakta bir gece gelen bir telefonda çocukluk arkadaşının çok rahatsız olduğunu ve her an ölebileceğini öğrenen başkarakterimiz Adam'la açılıyor. Sonrasında Fransa'dan Lübnan'a bir yolculuk başlıyor. Doğduğu büyüdüğü topraklara gelen Adam için, artık hiçbir şey eskisi gibi değildir, değişmiştir. Romanda Lübnan ismi hiç geçmiyor ama bunu şehir isimlerinden ve anlatılan tarihten anlayabiliyoruz.
Ölüm döşeğindeki Murat'ı görmek için o kadar yol gelen Adam, ona yetişemez ve arkadaşını son bir kez görmez. Hemen geri dönmek istese de, sonradan planını değiştirerek geçmişi ile yüzleşmeye karar verir.
Adam Lübnan'da bulunduğu on yedi gün boyunca her şeyi günlüğüne yazar. Anıları, arkadaşlarına yazdığı mektuplar bunda yer alır ve biz her şey bittikten sonra bu on yedi günü öğreniriz.
Adam, kitabı boyunca Orta Doğu'yu sorguluyor. Kalanlar ve gidenler, Avrupa'nın ikiyüzlülüğü, aşk, sevgi, dostluk tüm bunlara dair sorgulamaları yer alıyor. Ancak hiç sıkılmıyorsunuz çok akıcı bir şekilde yapıyor bunu Amin Maalouf Sadece eleştirim kitabın sonu çok aceleye gelmiş gibi hissettim. Okuyacaklar için üstü kapalı bir şekilde söylemek gerekirse bu kadar büyük bir anın, olayın bu kadar hızlı geçilmemesi gerekiyordu bence. Ama yine de spontan olarak başladığım kitaptan keyif aldım. Mutlaka tavsiye ederim..