İhsan Oktay Anar'ın "muazzam" bir kitabı daha.
Mutlaka okunması gereken kitaplarda birinci sıraya koyarım.
"Kulak eğer gerçeği anlarsa gözdür." Mevlana'nın bu sözüyle açılır. Bu cümlede geçen kulak kelimesine dikkatinizi çekerim. Bütün kurgu kulağın, kaynağı belirsiz bir sesin peşinden gitmesiyle başlar ve biter.
Postmodern tarzda yazılan en mükemmel roman.
Romanda o kadar çok alt metin var ki bitirdikten sonra üzerinde iyice tefekkür edilmesi gerekiyor.
Tarihi arka planla bizi Osmanlı Devleti'nin I Ahmet dönemine götürüyor.
Kalın Musa karekteri Osmanlı dönemi mehteran takımında görev yapıyor. Onun oğlu Veysel ve torunları Davut ile Eflatun karekterleriyle roman başlıyor. Müzikle ilgilen bir aileyi görüyoruz.
Yazar için "Motiflerin - Sembollerin Adamı" diyeceğim. Seçtiği isimlerin bize tarihte çağrıştırdığı kişileri, kurgu içinde yedirmesiyle bazı yerlerde farkına bile varmadan okuyup geçiyoruz.
Örneğin:
Kalın Musa bize Hz Musa'yı,
Davut bize Hz Davut'u,
Eflatun bize Platon'u,
Nuvarif tersten okuyunca Firavun'u
Zahir bize Hz İsa'yı,
Tağut bize Şeytanı çağrıştıryor.
Romanda geçen Eski Türkçeyle yazılan kelimeler ve müzikle ilgili terimler bizi yorabilir. Ama okuma ilerleyince bu kelimelere çok fazla takılmamaya başlarsınız. Çünkü o akış içinde anlamı idrak edebiliyorsunuz. Dilini çok beğenerek okuyorum.
İhsan Oktay AnarSuskunlar