Kerem Işık’ın Öteki Dünya (Anlatı) adlı kitabı, ölümü bir son değil, uzatılmış bir bekleme hâli olarak ele alır. Doğan, öldükten sonra kendini kuyrukların, koğuş benzeri düzenin, tek tipliğin hâkim olduğu bir yapının içinde bulur. Burada kimse mutlu olmayı beklemez; herkes yalnızca bir sonraki aşamayı bekler. Ancak bu aşamanın neye açıldığı belirsizdir. Sonsuzluk vardır, fakat yönsüzdür; zaman işler gibi görünür ama nereye aktığı bilinmez.
Bu düzenin temel şartı unutmaktır. Hafıza silindikçe ilerlemek mümkün olur. Doğan ise unutamaz. Öteki Dünya, bu hâliyle Foucault’nun disiplin toplumlarını andıran bir mekân hâline gelir: düzen vardır, gözetim vardır, ama anlam sürekli ertelenir.
Taşıyıcı bölümünde anlatı içe doğru kapanır. Unutamayanlar, eski hayata olmak istediği bir yaşta yeniden beden bulur. Burada, çocukluğundan F. karakter ile karşılaşır. Bu karşılaşma , taşıyıcı için geçmişle kurulan kopmayan bağın simgesi gibidir. Bu geri dönüş, Gramsci’nin rıza kavramını çağrıştırır: birey, farkında olmadan aynı düzenin yeniden kurulmasına katkı sunar ya da 'ben'in yeniden üretilmesi sağlanır.
Öteki Dünya, ölümden çok hafıza üzerine yazılmış bir anlatıdır. Unutmanın vaat edildiği yerde, asıl soruyu hatırlatır: Eğer ilerlemek unutmaksa, hatırlamak neyi durdurur? Öteki DünyaKerem Işık