Marmaray’da Kürt bir vatandaşa 'kıro' ifadesi kullanan fosil beyinli kemalist bir yaratiğın 'Türk-Kürt' tartışması ülkeyi 7849 sene geriye götürdü.
"Kürt Türk mü var, hepimiz Türküz"
"Ben değilim, Kürdüm. Git, beni Kürt yaratan Allah’a söyle"
"Git o zaman Suriye’ye git."
"Sen de o zaman Çin’e git"
"Ben PKK’lıysam sen kimsin lan, FETÖ’cü?"
Tartışma tarihin en ilkel zamanlarından kalan "fosilleşmiş beyin" buluntusunu doğrular nitelikte.
Tartışma Türkiye’de barbar bir ideolojinin hâlâ nasıl ilkel reflekslerle işlediğini göstermesi bakımından ibretlik. Tartışmayı başlatan fosil beyinli kemalistin "kıro" gibi aşağılayıcı bir ifade kullanması, ardından "hepimiz Türküz" dayatması ve nihayetinde "git o zaman Suriye’ye" söylemine savrulması; modernlik iddiasındaki Kemalist dünya tasavvurunun aslında ne kadar fosilleşmiş ve ilkel olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Kemalizm, teoride yurttaşlık üzerinden bir üst kimlik inşa ettiğini iddia ederken, pratikte etnik kimlikleri inkâr etmeyi ve yok saymayı " ilericilik" olarak sunmuştur. "Hepimiz Türküz" söylemi, Batı’daki yurttaşlık tanımlarına öykünür gibi yapılırken, aynı Batı’nın en temel ilkesini (bireyin kimliğini tanımlama hakkını) görmezden gelir. Fransa’da bir Breton, bir Bask ya da bir Korsikalı kimliğini ifade ettiğinde kimse ona " o zaman ülkeyi terk et" demez. İngiltere’de İskoç olmak, İspanya’da Katalan olmak bir 'tehdit' değil, sosyolojik bir gerçekliktir. Ne var ki Kemalist zihin, Batı’ya yalnızca vitrinden bakar; içeriye girmez, içeriği anlamaz. trajikomik olan ise, bu zihniyetin kendisini 'çağdaş" ve " ilerici" olarak konumlandırmesıdır. Etnik kimliğini ifade eden bir Kürde ilk refleks olarak " "Suriye’ye git" demek, 1930’ların ilkel ulusçuluğunun bugüne taşınmış hâlidir. Bu söylem, modern siyaset teorisinde "dışlayıcı etno-milliyetçilik" olarak adlandırılır ve Batı akademyasında açıkça geri kalmışlık göstergesi sayılır. Kemalist zihniyetin ironisi tam da buradadır, Hayran olduğu Batı’nın yüz yıl önce terk ettiği fikirleri, bugün hâlâ ilerleme sanmaktadır.Kürt olduğunu söyleyen herkesin otomatik olarak terörle ilişkilendirilmesi, sosyolojik cehaletin ve ideolojik körlüğün ürünüdür. Aynı refleks, yıllarca farklı düşünen herkesi " irticacı", " bölücü", " terörist" ya da " hain" ilan eden zihniyetin güncel versiyonudur.
Marmaray’daki bu olay, bir bireyin terbiyesizliğinden ziyade bir ideolojinin iflasını temsil etmektedir. Kendini laiklik, çağdaşlık ve Batılılaşma üzerinden tanımlayan Kemalist dünya görüşü, en temel insanî erdem olan saygıyı üretememiş olduğunu bir daha ispatladı. Kimliği inkâr etmeyi eşitlik, tahkiri birlik, sürgün çağrısını vatandaşlık sanan bu anlayış; Batı’yı taklit ettiğini zannederken, Batı’nın akademik literatüründe "barbar ulusçuluk" başlığı altında incelenen bir zihniyet olarak kalmıştır.