Puan vermedi·228 syf.··Beğendi
···Okunma: 14 Aralık 2025 13:57 ama asla atamayacağımı biliyorum.”
Okuduğum yazarlar arasında en kendine has üsluba sahip yazarlardan biri Alper Canıgüz. Diğer okur yorumlarına da baktığımda, genelde bir kitabını okuyan çoğu okurun ilk hissiyatı “yazarın tüm kitaplarını okumam lazım” minvalinde oluyor. Bende de böyle oldu. Alper Kamu serisinden sonra yazarın diğer kitaplarını da okumaya başladım ve şu ana kadar hayal kırıklığına uğramadım diyebilirim.
Onun baş karakterlerinin gerçekçiliği ve kendine has olması, kitabın ilk sayfasından beri sizi kurgunun içine çekiyor zaten. Bu kitapta da o karakterimiz Musa. Kitap zaten çok akıcı, bir çırpıda okunabilen bir metin olduğu için çok bahsetmek istemiyorum ama bir sayfasında gülerken diğer sayfada hüzünlendiğiniz, hikâye akışındaki beklenmedik olaylarla şaşırdığınız; yani türlü türlü duyguları yaşadığınız, okurken çok basit bir kurgu hissiyatı veren ama sizi zaman zaman çok derinden yakalayan bir kurgu.
Hikâyeyi baş karakterimizin ağzından dinliyoruz. Komik biri gibi geliyor, rahat ama aslında çok yalnız. Özellikle hiç beklemediğim bir anda babasıyla ve geçmişiyle ilgili dinlediğimiz o kısa hikâyede “Bir saniye, bu karakter çok komik, laubali ama aslında çok yalnız” gibi bir hisse kapıldım. Kitabı kapatırken de içim buruktu; biraz kalbim kırık, Musa’yı yalnız bırakıyormuş gibi hissettim.
Yani yazarımız yine şaşırtmadı beni. Şahsına münhasır üslubuyla yine aldı, duygudan duyguya geçirdi. Bence kesinlikle okunması gereken bir yazar. Hikâye-kurgu anlamında da okurda yeni bir ufuk açtığına inanıyorum. Çok az kitabı okurken “Şu an çok farklı ve daha önce karşılaşmadığım bir üslupla yazılmış bir kitabı okuyorum” hissine kapıldım; bu yazar da onlardan biri