Cemal Süreya’nın bu kitabında sonbaharın sesi açıkça duyulur. Şiirler yalnızca bireysel bir hüzün taşımaz; aynı zamanda dost kayıplarının yasını da içinde barındırır. Edip Cansever ve Turgut Uyar’ın yokluğu, dizelerin arasına sinmiş bir sessizlik olarak hissedilir. Bu yas, yüksek sesli değildir; daha çok içe çekilmiş, ağırlaşmış bir ses tonuyla ilerler.
Sıcak Nal, Süreya’nın kendine özgü şiir dilini olgunluk döneminde yeniden kurduğu kitaplardan biridir. Şair, dili ustalıkla eğip bükerken birkaç dizeyle derin bir duygu alanı açmayı başarır. Sözcükler hâlâ yakıcıdır; ama bu yakıcılık gençlik şiirlerindeki ateşten çok, acının bıraktığı sıcaklığa benzer.
Bu kitapta şiir, hem yarayı sızlatır hem de diri tutar. Aşk, kayıp, dostluk ve zaman duygusu iç içe geçer. Sıcak Nal, Cemal Süreya şiirinin hem yas tutan hem de hayata tutunmaktan vazgeçmeyen yüzünü görmek isteyenler için güçlü bir duraktır.
İyi okumalar.