Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde
Merhaba değerli okurlar,
Bugün sizlerle Oscar Wilde’ın tek romanı olan Dorian Gray’in Portresi üzerine düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Bu kitap sadece edebi anlamda değil, yazıldığı dönem itibarıyla da oldukça tartışmalı bir eser. Hatta Wilde, bu eser nedeniyle dönemin ahlak anlayışına aykırı davrandığı gerekçesiyle iki yıl hapis cezası almıştır. Kitabın merkezinde bariz bir şekilde hissedilen eşcinsel yönelimler ve estetik anlayışı, dönemin toplumu için kabul edilemez görülmüştür.
Her ne kadar olaylar Dorian Gray'in etrafında şekillense de hikâye üç ana karakterin etrafında dönüyor: Ressam Basil, genç ve etkileyici Dorian Gray ve en çarpıcısı Lord Henry. Bana göre kitabı asıl yönlendiren karakter Lord Henry. Onun zekice sözleri, sivri dili ve hayata dair aykırı bakış açısı Dorian üzerinde derin etkiler bırakıyor. Henry, Dorian’a portresinin hep genç kalacağını ama kendisinin zamanla yaşlanacağını söylediği an, hikâyenin kırılma noktası başlıyor. Dorian, kendi gençliğini yitirmemek adına portresine karşı büyük bir kıskançlık duyuyor ve sonsuz gençlik için dua ediyor. Bu dileği kabul gördükten sonra ise tüm ahlaki sınırlar bulanıklaşıyor.
Roman boyunca işlediği her günahın izini portresinde gören Dorian, kendi fiziksel kusursuzluğunu korurken ruhunun karanlığına saplanıyor. Estetik takıntılar, bencillik, güç ve gençlik arzusu kitabın ana temalarını oluşturuyor. Wilde’ın dili oldukça akıcı; özellikle Lord Henry’nin aforizmaları ve hayat görüşleri, kitabı adeta bir alıntı şölenine çeviriyor. Altını çizdiğim cümlelerin sayısını unuttum desem yeridir.
Dorian Gray’in Portresi, yalnızca bir bireyin çöküş hikâyesi değil, aynı zamanda toplumun dayattığı güzellik ve ahlak anlayışına da ince bir eleştiridir. Kitabın sonu ise oldukça çarpıcı ve düşündürücü.
Oscar Wilde’ın edebiyatı seven herkese mutlaka okunması gereken bu eserini gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.