Puan vermedi·454 syf.··Beğendi
···Okunma: 12 Aralık 2025 00:00 Nicholai Hel, orospu çocuğu.
Eveet gerçekten de orospu çocuğu. Annesi Şangay'ın en çekici kadınlarındandır. Etrafına topladığı erkekleri baştan çıkartmayı çok iyi biliyor. Civardaki en güzel evlerden biri onun olmasından kaynaklı Japonlar, Şangay'ı işgal edince General Kishikawa onların evine yerleşiyor. Burada geçirdiği süre boyunca Kishikawa, çok sevdiği go oyununa daha çocuk olan Hel'in de ilgisi olduğunu fark eder. Birlikte geçirdikleri vakitlerden sonra Hel, generali babası gibi görür. Kishikawa, Hel'in annesinin ölümünden sonra onu ünlü bir go ustası olan Oteka-san yollar.
Oteka-san bir go oyunu sırasında Hel'in hareketlerindeki durgunluktan onun neler yaşadığını öğrenmeye çalışır. Hel, çoğu ustanın erişemediği şibumiye ulaştığını bilmeden ustasına açıklamaya çalışır. Şibumi; basitliğin, gizemin ve karmaşıklığın beraber oluşturduğu mükemmeliyet. Oteka-san'ın yanında şibumiye geçişlerini kontrol altına alma ve onu geliştirmeyi tamamen öğrenir.
Kishikawa, Hel'i çok sık ziyaret edemese de her gelişinde ona farklı dillerden kitaplar getirir. Şangay öğrendiği 6 dili de burada geliştirir. Daha sonra öğreneceği Bask dili ile de 7 dili anadili gibi öğrenecek.
Oteka-san ölünce de hasbelkader girdiği bir şirkette şifreli mesajları çözmeyi öğrendi. Öğrendiği mesajların tehlikeli olmasından kaynaklı çıplak elle öldürme sanatını seçerek onunla da ustalaştı. Şifre çözerek çok para kazanmaya başlayınca şibumiden uzaklaştığını hissediyor. Şibumiye ulaşılabilecek en uygun spor olarak mağaracılığa merak salıyor.
Hel, bu öğrendiklerinin onun hayatını değiştireceğini hiç bilmeden yaptı. Hel, Hasan Sabbah titizliğiyle eğitti kendini. Sabbah, afyon kullanırken; o, şibumi öğretisini kullandı. Sabbah, feda olmayı öğretirken; Hel, feda etmeyi öğrendi.
Kitabın isminin şibumi olmasından dolayı doğu mistizmi üzerine anlatılara daha fazla yer verileceğini düşünmüştüm. Kitapta bol aksiyon, go oyunu, dil öğrenme becerisi, mağaracılık çok yoğun bir şekilde bahsedilmiş. Tüm bunların içine şibumi anlayışını yedirmiş. Şibumiyi anlatmadan yaşatıyor.
Gelelim hikayedeki en sevdiğim karaktere Le Cagot. Hel, hikayenin kahramanı ve olağanüstü yetenekleri olabilir. Hel'in kitaptan çıkıp gelmesi Hz. Musa'nın Kızıl Deniz'i yarıp geçmesi gibi imkansız bir olay; fakat Le Cagot öyle mi? Onun çıkıp geldiğini düşününce her zamanki gibi nüktedan yapısıyla birilerine laf sokar, güzel kadın görünce ona asılır, başını derde sokmaktan çekinmez, dara düşen arkadaşına sonuna kadar yardım eder. O mucize yaratamaz evet ama mucizenin altyapısı Le Cagot oluşturur. Çimentoyu tutan demir misali. Dışarıdan bakınca göremezsin belki ama orada olduğunu bilmek sana kaç şiddetinde depreme dayanabileceğini anlamana yeter. Seni tanıdığıma çook memnun oldum Le Cagot.
Kesinlikle yatırım tavsiyesidir.