Minik bir özet diyebiliriz o yüzden spoiler.
Altı Harfli Bir Tatlı bende, Şermin Yaşar’ın yine bağırmadan ama tam kalpten konuştuğu bir hikâye okuduğum hissini uyandırdı; özellikle yaşlıların aile içinde fark edilmeden silinmesi, “idare edilen” bir yere sıkıştırılması çok gerçek ve sarsıcıydı.
Selime Teyze’nin her şeyi geride bırakıp gitmesi bana bir kaçıştan çok, geç kalmış bir kendini hatırlama hali gibi geldi.
Meltem’le kurulan bağ ise annesizlik, eksiklik ve sevgi arayışının yaşla ilgisi olmadığını gösteriyor. Kitap boyunca büyük dramatik sahneler yok ama tam da bu yüzden vurucu; gündelik hayatın içinden, sessizce insanın içine işliyor.
Dili sade, akıcı ve samimi; yer yer içimi burktu, yer yer yumuşattı. Bence bu kitap, aileye, yaşlılara ve “görmeden yanından geçtiklerimize” bir kez daha bakmaya zorlayan, küçük görünen ama etkisi uzun süren bir eser.
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar